Haberin yayım tarihi
2015-05-08
Haberin bulunduğu kategoriler

GİTMEK Mİ ZOR KALMAK MI?

Yola çıkmadan; Eskiye dair en güzel hatıralarınızı yanınıza alınız. Uçuşunuzu Pazar günlerine denk getirmeyi unutmayın. Pazar günleri tatil günü olduğundan gidiş ve dönüşte trafik riskiniz azalır! Mümkünse akşam saatlerine denk gelecek uçuşları tercih ediniz.

İlk gününüzde görsel kirlik moralinizi bozmasın.

Vardığınızda; keşmekeş bir havaalanı sinirlerinizi yıpratmasın. Bunun hep böyle olduğunu düşününüz. Havaalanında taksi kuyruğunda beklerken, engellilerin gelip doğal olarak en ön sıraya geçip taksi istemeleri burda normal karşılanmaz. Buna şahit mi oldunuz? Takmayın kafanızı. Engelli olmak yasak!

Nihayet taksi bulduğunuzda gideceğiniz yere kadar ödeyeceğiniz fiyat ise muammadır. Üstelemeyin! Ne tutuyorsa ödeyin gitsin. Aksi takdirde gideceğiniz yere varmanız bir gün sürer. ‘Olsun’ deyip sineye çektiniz ya herşeyi. İşte evdesiniz. Geçmiş olsun.

Şehre iniş; Aman sakin körlüğünüzü takınmayı unutmayiniz! sakın ha unutmayınız!

En popüler yerlere gitmek üzere bindiğiniz taksi,dolmuş,vapur,metro işte her neyse tıklım tıklım dolu. Çantanız çalınabilir! Çalınmasa dahi çalınma ihtimaliyle yolculuk edeceksiniz.

Sıkışık yolculuk boyunca sizinle yolculuk edenlerin telefonlarında yaptıkları görüşmelerden dolayı çeşitli hayatlara şahitlik edeceksiniz. Bazıları telefonlarından bas bas bağırarak konuşuyorlar. Çok normal karşılayın. Sağırlaşın veya yazarsanız böyle bir karakteri hemen not defterinize ekleyiniz. Kullanırsınız.

‘Oh nihayet ‘ geldiniz. Yürüyorsunuz. Yine her yer tıklım tıklım dolu.

Sağda bir grup sokak çocuğu. Kafaları uyuşmuş, aç bilaç dileniyorlar. Hava soğuk ve üstlerinde ince kirli kıyafetleriyle yalvarıyorlar önlerinden geçen insanlara. Derken burnunuzun ucuna ufacık bir el uzanıyor. Suriyeli bir çocuğun yalvaran gözleriyle karşılaşıyorsunuz. Başınızı çeviriyorsunuz. Kaldırım kenarlarında kartondan yapılmış barakaların önünde duran onlarca ayakkabı çarpıyor gözünüze. Eliniz cebinize gidiyor ve dilenciler çoğalıyor.

Körlüğünüzü takınmayı , vicdanınızı taşlaştırmayı, sabrınızı granitleştirmediyseniz yandınız.

Yükselip giden gökdelenlerin önlerinden geçen son model araçlar. Kim bunlar?

Her gittiğinizde durum vahim bir hal alıyor. İçinizdeki hatıralar, heycan,özlem ölüyor.

Buralardan vazgeçme düşüncesiyle ayrılıyorsunuz değil mi?

Dönüş; Neyseki dönüşü Pazar gününe denk getirmişsiniz. Yinede geceden taksiyi arıyıp sabah erkenden gelmesini söylemeyi ihmal etmiyorsunuz.

- ‘Havaalanına gitmeniz ne kadar sürere’?

-‘Trafik, kaza maza olmazsa yirmi dk sürer’

Ertesi gün erkenden ayrılıyorsunuz kaldığınız yerden.

Taksi şöförü kapının önünde, elinizdeki valizi bismillah çekerek alıyor ve bismillah çekerek bağaja yerleştiriyor. Ardından bismillah çekip araca biniyor.

Sizce fazla mı bismillah çekti?

Neyse, yola çıkıyoruz. Otobanda trafik yok, var olan araçlar vızır vızır geçip gidiyorlar.

Taksi; yol boş olduğu ve hızlı gitmediği halde en sol şeritte ilerliyor. Bir süre sonra arkadan gelen bir minibüs sıkıştırıyor. Taksi sağ şeride geçmemekte ısrarlı. Minibüs öfkeli. Sağ şeride geçip son hız önünüze geçiyor. Gidip başka bir aracın arkasına takılıyor, o da yol vermiyor. Onu da öfkeyle geçmek istiyor ve olan oluyor.

Taksi şöförü ‘şehadet ‘ getirerek acil bir fren yapıyor. Korkudan koltuğa yapışmış oluyorsunuz. Aslında kazadan çok şöförün şehadet getirmesi korkutuyor. Sonunuzun geldiğini düşünüyorsunuz.

Şöför dua üzerine dua, bismillah üzerine bismillah çekerek araçtan fırlayıp kaza yerine koşuyor. Şoktan; olduğunuz yerden olup bitenleri izliyorsunuz.

Çok geçmeden ambulans ve polis duruma hakim oluyor.

Allaha şükür can kaybı yok’ diyor araca dönmüş olan şöför. Hayatınızda aldığınız en güzel nefesi derinden alıyorsunuz.

Havaalanına doğru giderken şöför; minibüsün hatalı manevralarını anlatıyor. Serseme dönmüş bir şekilde dinliyorsunuz.

Havaalanı; keşmekeş, kalabalık,yoğun bir insan seli. Trafik kazası dolayısıyla kaybedilen zaman yansıyor biletinize. Kontrollerden geçip , bagajınızı vereceğiniz noktaya ulaştığınızda ise çok geç oluyor. Kirpikleri ve göz kapakları aşırı boyalı bir eleman ‘üzgünüm fakat uçağınız kalktı’ diyor. Otobüsü kaçırdınız der bir tarzda. Burda sinirlenmemeniz gerekiyor!

THY ait uçağını olup bitenlerden dolayı kaçırdınız mı? Çaresiz; varmak istediğiniz yere gitmek istiyorsanız yeniden bir bilet almanız gerektiğine dair bir bilgi ile savılıyorsunuz.

‘Yeni bir otobüs bileti alın hanfendi’ saldırgan bir tavırla bilet gişesine yönlendiriliyorsunuz.

THY bilet gişesinde olup biteni anlatmanız çare mi sizce?

‘ Bizi ilgilendirmez, bizden kaynaklı bir durum değil’ diyor eleman.

Ardından ekliyor ‘ yarın için uçak var’ bin küsüratlı bir rakam vererek biletin fiyatını söylüyor.

Oysa siz gidiş dönüş biletini üçyüz TL’e almıştınız değil mi?

Kaçırdığınız uçağın üstüne bir bardak su için ve yeniden bu şirkete daha önce almış olduğunuz gidiş dönüş biletinin dört katı bir fiyatı sadece gidiş için ödeyin ve varın varacağınız yere.

İşte aklınız devreye giriyor ve ‘hayır’ diyorsunuz. Başka bir acentadan daha uygun bir bilet sağlayıp başka bir ülkenin gideceğiniz yere en yakın şehrine uçuyorsunuz.

Geziden geriye aklınızda şunlar kalıyor; Alın, alın, alın, satın alın, en uygunu bu, alın satın alın, yeterki alın, düşünmeyin satın alın. Müşteri veli nimetimizdir. Uçağı mı kaçırdınız ‘iktirin gidin bir bilet daha alın’....

Bir de o gergin sessizlik

o, sessizliğe asılı kalan umudunuz kalıyor aklınızda..

Sevim Ünal

04-12-2014

Son Haberler

Hits: 6105 Visitors: 3060
Copyright © GUNDEM.be
Site içeriği ve dizaynın tüm hakları GÜNDEM.be websitesine aittir.
Kopyalamak ve izinsiz kullanmak kesinlikle yasaktır.