Haberin yayım tarihi
2013-12-28
Haberin bulunduğu kategoriler

Biz Avrupa'da yetişen Türk köklü çiçekleriz

Gününüz aydın, 

Ocağınız şen olsun.

Avrupa`daki Türklere gurbetçi denmesin kampanyasını duymuşssunuzdur.
Bu konuyla kimileri dalga geçmiş gülmüştür "Daha önemli konular varken şunların uğraştığına bakın.." diye..

Fakat bu konuyu küçümsemeyelim lütfen.

Her dilde zaman zaman reformlar yapılması gerektiğini ve yapılmakta olduğunu biliyoruz. Bu da nesilden nesile Avrupa`daki Türklerin gelişmesini ispat ve tastik eden bir reformdur ve özellikle yurtdışında doğmuş büyümüş Türklerin duygularına saygı değerinde gereklidir.

İkinci nesil bir Türk çocuğu olarak kendi yaşadıklarımdan örnek vermek istiyorum.
Daha çocuk yaşlarında Türkiye`ye her izine gidişimizde oradaki herkesin bana "Almancı/Alamancı" demesi o kadar zoruma giderdi ki anlatamam. O zamanki küçük kız,  "Ben Almancı değilim, Almanya`dan değil Belçika`dan geldim ve sizin gibi ben de Türk`üm!" diyerek bu yanlışı düzeltmeye çalışırdı. Lâkin, o zamanlar o insanlar Belçika isimli bir ülkenin varlığını bilmiyorlardı. Avrupa`da yaşayan ya "Almancıydı" ya genel anlamda "Gurbetçi".

Üstelik, burada, doğup büyüdüğümüz bu ülkede bile yabancı olarak tanımlanıp dışlanıyorduk zaman zaman ve kendimizi bir yere sığdıramıyorduk. Adımız, nereye gitsek "yabancı"idi. Bu durum hala devam ediyor ve hala her an önyargı duvarlarına çarpma riskiyle karşı karşıyayız.

Çoğumuz, en küçük bir olayda, yaşamakta olduğumuz, ikinci vatanımız olarak benimsediğimiz, ülkenin insanlarını ırkçılıkla suçlamaya hazırız. Suçlamadan önce bir düşünelim... Irkçılık mıdır hepsinin yaptığı? Bunun bizim bir davranışımıza tepki olabileceğini de dikkate almakta fayda görüyorum. Böyle bir durumda Onların verdiği tepkide bizim de payımız olabileceğini hiç aklımıza getiriyor muyuz acaba? Onların bize yaklaştığı kadar biz de onlara yaklaşıyor muyuz? Onların bizim kültürümüze duyduğu ilgiyi merakı, ülkelerinde birlikte yaşadığımız halde, bizde Onların kültürüne duyuyor muyuz? Onları ne kadar anlamaya çalışıyoruz?

Sakın yanlış anlaşılmasın bu dediklerim!
Ben yaşadığımız ülkeye asimile olalım demiyorum, asla demem zira buna tamamen karşıyım. 

Biz, ikinci nesilden itibaren Avrupa`da yaşamakta olan Türkler, kökleri Türkiye`den getirilmiş çiçekleriz.  Bu çiçeklerin özü zaten Türk’tür, kimse değiştiremez. Bu çiçekler bulundukları ülkenin yağmuruyla güneşiyle açıyorlar. En mis kokuları verebilmeleri için, en başarılı ve mükemmel  birşekilde açabilmeleri için, o ülkenin, o şehrin güneşine yüzlerini çevirmeleri gerekmez mi?

Zaman zaman kendimizi vatanımızda da büyüdüğümüz, yaşadığımız ülkede de yabancı hissedebilen biz, Türk köklü Avrupa havasında suyunda, güneşinde yeşeren, açan çiçekler, iki ülkede de yabancı görülen biz, aslında hiçbir yerde yabancı değiliz ve herkesten daha zenginiz.

Bir yandan öz olan Türk kültürümüzü koruyabiliyorsak, diğer yandan ikamet ettiğimiz ülkenin kültürüne kucak açabiliyorsak, kendimizi iki ülkeye de ait hissedebiliyorsak, kendimizi hiç bir yerde yabancı hissetmeyiz. 

Biz, Türkiye`mizi, Türk insanımızı gönülden sevmemize rağmen, doğduğumuz büyüdüğümüz ülkenin sistemine alışmışsak, bizden önce buraya gelen nesil gibi ana vatanımıza geri dönmek gibi bir niyetimiz yoksa, işimizi burada kurmuşsak, ikinci vatanımızda kendimizi misafir olarak hissetmiyorsak, artık hiç bir yerde gurbetçi değiliz demektir.

Biz artık gurbetçi değiliz, genelde Türk yanımız, yani özümüz ağır bassa da,  hem Avrupa`lı hem Türk`üz, ister Belçikalı, ister Fransız, ister Alman.... farketmez, genel olarak biz “Avrupa`lı Türk`üz”.

Ümmü Yılmaz

Son Haberler

Hits: 9518 Visitors: 3230
Copyright © GUNDEM.be
Site içeriği ve dizaynın tüm hakları GÜNDEM.be websitesine aittir.
Kopyalamak ve izinsiz kullanmak kesinlikle yasaktır.