Haberin yayım tarihi
2019-04-16
Haberin bulunduğu kategoriler

KİMDİ ENGELLİ OLAN, O ÇOCUK MU BİZ Mİ?

Bu sabah tramvaya bindiğimde abone kartımı makineden geçirmem için makinenin önünde duran çocuğun çekilmesi gerekti ve çok mahcup bir şekilde “özür dilerim, özür dilerim!” cümlesini birkaç kez tekrarladı.

Bir yer bulup oturabildim, böylelikle kitap okuyarak yolculuk yapabilme mutluluğu içinde okumaya devam ettim. Aslında seneler öncesi okunmuş olması gereken “İnce Memed”i. Bir yandan etrafımda olanların da farkındaydım ve takip ediyordum.

Yerimde oturup kitap okuyorum, ama aklım çocukta… Uzun boylu, delikanlı tüyleri yeni çıkmış daha bebek yüzü öyle stresli görünüyordu. Elindeki scooterini nereye sığdıracağını bilemiyordu. Birine yanlışlıkla değiverse defalarca yalvaran bir edayla özür diliyordu. Birisi ona baksa yine sanki bir suç işlemiş gibi defalarca özür kelimesi çıkıyordu ağzından.

Hele telefon edip, telefonda tramvaydaki herkesin duyabileceği şekilde karşısındakinden geç kalacağı için ezile büzüle tekrar tekrar özür dilemesi burktu içimi.

Engelli olduğu veya bir rahatsızlığı olduğu kanısına varıyor insan tabii. Ne rahatsızlığı vardı diye sormayın sakın bana. Merak ettim ama incitme korkusuyla soramadım. Ama aslında meraktan çok o boyu benden uzun hiç tanımadığım çocuğu kucaklamak geldi içimden. Yine tepkiden korkup kaldım olduğum yerde ama elimdeki kitap artık süs kaldı elimde. Ağlayacağım ağlayamıyorum, çaresiz kitabın yüzüne bakıyorum sadece.

“O çocuk mu engelli, biz mi?” diye sordum çok kendime…

Bana göre tramvaydaki en saygılı ve değer bilen insan o çocuktu. Ama öyle bir toplum olmuşuz ki artık, o çocuğun hareketleri sıra dışı olduğu için aramızdaki tek engelli kendisi görünüyordu. Tabii ki; normal insanların çoğu en basit şey için bile kavga edebiliyorlar ya, böyle bir davranış olabilecek herhangi yanlış anlamayı ortadan kaldırdığı için yanlıştır.

Sizce öyle değil mi?

Hatta çoğumuza göre her şey için özür dilemek zayıflıktır, kendisini küçük düşürmektir,

Sizce değil mi?

Belki de o çocuk yanlış anlaşılma sonucu büyük bir travma yaşadı ve o olaydan beri yanlış anlaşılma korkusuyla insanlarda gittikçe çoğalan aşırı duyarsız tepkilerinden korunmak için belkide her an her yerde herkesten her şey için özür diler hale geldi.

Bilemeyiz ki…

Ama o çocuk saflığın en güzel haliydi, o yüzden duygulandım… O yüzden o hiç tanımadığım çocuğa sarılmak geldi içimden.
Aslında çok büyük bir güzellik olan ama artık zayıflık olarak gösterilen “saflık”tan bahsediyorum, hani artık “Saaaff!” diye hakaret olarak kullanılan şu sözcük…
Acıyan gözlerle bakan çok o çocuğa ve onun gibi “sıradışı davranışlılara”  ama bilin ki acınacak durumda olan bizleriz, onlar değil.

O an tramvayda içimden geleni yapamadığım için engelli olan benim. “Engel” denen şey, o tertemiz çocuğa konuşma isteği uyanıp da konuşmaya cesaret edemeyen başkasına ait.  Engelleri o tertemiz yüreklilere “her şey için özür dilemek zorunda bırakanlar” koyuyor, biz kendimiz ise yaratıyoruz.

Kalbimizden geçen güzellikleri frenlediğimiz sürece, etrafımızda da yeterince pozitiflik göremeyeceğimizi anlayalım artık.
Artık aynada her birimizin engelsiz, “gerekirse deli cesaretli” güneş bakışlı birer birey görebileceğimiz ve birbirimizi farklılığımızla kabul edip sarabileceğimiz günler diliyorum tüm evrene.

Ve bu yazımı sonuna kadar sabırla okuyan her birinizi yanlış anlaşılma korkusu olmadan, eksiğinizle artınızla sımsıcak kucaklıyorum.

Sevgilerimle,

Ümmü YILMAZ

Son Haberler

Hits: 8804 Visitors: 3178
Copyright © GUNDEM.be
Site içeriği ve dizaynın tüm hakları GÜNDEM.be websitesine aittir.
Kopyalamak ve izinsiz kullanmak kesinlikle yasaktır.