Haberin yayım tarihi
2013-11-13
Haberin bulunduğu kategoriler

BRÜKSEL NEREYE GİDİYOR?

Sömürgecilik döneminin haşmetli yapılarını barındıran Brüksel her yönden harika bir yer.

Herşeyden önce mimari, sanat, gastronomi diye tabir edilen mutfakbilim merkezi, kozmopolit, kendine özgü derli toplu bir bölge!

Belçika genelinde yıllık ulusal üretimin yaklaşık % 20 si Brüksel Bölgesi’nde gerçekleşiyor.

Dolayısıyla genel anlamda üç, Almanca Konuşanlar Bölgesiyle dört, bölgeli federal devlet bünyesinde hakkını alamayan ve bu nedenle huzursuz yaşayan iki dilli bir bölge.

Tek dilli diğer üç bölgenin aksine.

***

Kısacası Brüksel bugünkü haliyle mutsuz, huzursuz ve de, daha da kötüsü, gelecekten umutsuz!

Ulusal bütünlük olmayan federal bir sistemde herkes her bölgede kendi oy tabanına yönelik çıkışlar peşinde.

Tek amaç seçmenin oyunu alıp bir şekilde seçilmek veya tekrar seçilmek.

Siyaset dünyası bir sonraki seçime odaklı; ülke ise sürekli seçim kampanyasında gibi…

Bazı yetkiler Federal Hükümette kalmış olsa da her bölgenin yasalarını kendi bölge meclisleri çıkartıyor.

Özellikle bebeklik ve öğrencilik çağındaki gençler açısından…

Brüksel’in bölgesel yetkilerini Frankofon-Flaman karma bir hükümet yönetiyor.

Bu hükümette Brüksel’de yaşayan Brüksellilerin ağırlığı hissedilmiyor.

Valon ve Flaman Bölgeleri kendi aralarında kendi çıkarlarına uygun bir şekilde uzlaşmadıkça Brüksel kendisi için gerekli yasaları çıkartamıyor.

***

Brüksel hem Belçika’nın hem de Flaman bölgesinin başkenti.

Flamanların, özellikle de NV-A’nın, gözü Brüksel’de.

Brüksel’deki yabancı kökenlilerin Fransızca konuşan kültüre asimile edilmesinden çekiniyorlar.

***

Ve zaten globalleşme sürecinden işyeri kapanmaları nedeniyle artan işsizlikten nasibini fazlasıyla almış olan mağdur Brüksel Bölgesi kendisinin halini anlamak istemeyenlerin insafına terkedilmiş durumda günübirlik yaşamaya çalışıyor.

Artan işsizlikten en fazla etkilenenler eğitim düzeyi düşük, niteliği iş piyasasının beklentilerini karşılamayan, iki dili (Fransızca, Flamanca) yeterli düzeyde bilmeyen yabancı kökenli yeni Belçikalılar.

Formasyon denilen nitelik kazandırma kurslarıyla aradaki açık kapatılmaya çalışılsa da gedik kapanmıyor.

Kapanması da imkânsız.

***

Brüksel’de çarşıda, pazarda, dost sohbetlerinde «yabancı» kelimesi telaffuz edilince, bu Belçikalı olmayan anlamına gelmiyor.

Belçikalı olsa da Belçikalı gibi algılanmayan, ayrı dil, din ve kültürlerden gelme göçmenler ve çocukları geliyor akla.

Türk kökenliler, Fas kökenliler gibi.

Herşeyleri ile farklı, elli yıldan beri uyumsuzlukla suçlanan insanlar.

Kendi mahallelerinde, kendi geleneklerini yaşayan insanlar…

Ama zengin muhiti Uccle belediyesinde yaşayan yabancı Fransızlar kastedilmiyor kesinlikle!

Tıpkı Brüksel’i çevreleyen kolaylık sağlanan belediyelerinde yaşayan Brüksel’in içinden dışına kaçmış olan Belçikalılar gibi…

Miras yoluyla intikâl eden gayrimenkûllerini «yabancılara» sattıktan sonra iç göç yaşayan sosyete Belçikalılar…

Bir tek noter işlemiyle statü değiştiren, kiracılıktan ev sahipliğine terfi eden, borçlu yabancılar gibi…

***

Bütün göstergeler aynı sonucu işaret ediyor : Brüksel’de orta sınıf eriyor!

Bunun yansımaları her alanda hissediliyor.

IBSA (Brüksel İstatistik Enstitüsü) verilerine göre 1988-1998 arasından vergiye tabi aile oranı % 40 civarındaydı.

Bu rakam son on yılda % 34’lere indi.

Buna bağlı olarak fakirlik yükseliyor, siyasetçiler de çözüm değil, laf üretiyor.

2003 ten beri Brüksel’i terk edip Flamanya veya Valonya’ya yerleşen çift gelirli aile sayısı yılda yaklaşık 10.000.

Aynı dönemde Brüksel’de nüfus % 65 i Avrupa Birliği’nden gelse de uluslararası göç nedeniyle 24.000 ünite artıyor.

Brüksellilerin ortalama yıllık geliri sürekli düşüyor.

2010 da kişi başına 12.593 avro olan bu rakam (Flamanya’da 16.599, Valonya’da 14.763 avro) nedeniyle alım gücü azalıyor.

Amacım rakamlarla okuyucumu sıkmak veya boğmak değil.

Sonuç özetle şöyle : Brüksel oldukça fakirleşti. Fasit bir daire yerleşti. Vergi kayıpları yüzünden fakirleşme devam edecek. Bu kayıpları telafi etmek için Bölge ve belediye idarelerinin kendi yetki alanlarındaki vergileri artırmaktan başka çareleri yok. Vergiye tabi orta sınıf bu mali baskıya dayanamayıp erimeye devam edecek, Brüksel’i terk edecek ve yük Brüksel’de kalanların üzerine binecek.

***

Fırsatını bulan Türk kökenliler de yavru vatanlarını terk edip anavatanlarına dönecek…

Sen nelere kadirsin be sermaye!

Yakup Yurt

Umurbey-Gemlik, 13-11-2013

yurtyakup@gmail.com

Son Haberler

Hits: 7834 Visitors: 3113
Copyright © GUNDEM.be
Site içeriği ve dizaynın tüm hakları GÜNDEM.be websitesine aittir.
Kopyalamak ve izinsiz kullanmak kesinlikle yasaktır.