Haberin yayım tarihi
2014-02-21
Haberin bulunduğu kategoriler

GÜNÜMÜZDE HÜKÛMETLER.

Hükûmet etmek, ve hükûmet etmek istemek, sadece öngörmekten ibaret değildir.

Aynı zamanda bilmektir, dinlemektir, bakmaktır…

Bunun son örneği İsviçre’den gelen, 9 Şubatta yapılan halk oylamasının sonucuydu.

İsviçreliler çoğunlukla kitlesek yabancı göçüne karşı olduklarını ifade ederek ülkelerinin AB ile imzaladığı serbest dolaşım anlaşmalarını reddettiler.

***

Bunun üzerine her kafadan bir ses çıkmaya başladı!

İsviçre modelinden, onun halkoylaması sisteminden, Avrupa’da halkın küçük bir kesiminin ülkenin yaptığı anlaşmayı işlemez hale getirmesinden, bunun ülke ekonomisi açısından yansımalarından bahsettiler…

Bu olumsuz kararın arkasında UDC isminde, popülist ve Avrupa karşıtı bir parti var.

Avrupa’dan ve Belçika’dan oylama sonucunu eleştiren, ayıplayan, beğenmeyen resmi açıklamalar yapıldı.

Bunun kesinlikle «kabul edilemez olduğu» ifade edildi.

İsviçre gibi bir Avrupa ülkesi günümüz gerçeklerine nasıl sırt çevirebilir di?

***

Küçük bir azınlık ise İsviçre sınırlarını çoktan aşan bu hareketin iyi irdelenmesi gerektiğini vurguladı.

Evet ister refahın verdiği şımarıklık deyin, ister globalleşen dünyada kendisini küçük bir adacık gibi görme lüksü deyin, ister halkoylaması yöntemiyle herşeyi oylama alışkanlığı deyin, ister içine kapanma, ister gericiliğe dönüş…

İstediğinzi söyleyin…

Bu harekette öfke var, korku var, usanç var…

***

Her ülkenin durumu özellikler arzetse de, ortak bir nokta da var…

Bu ortak noktaya göre hiçbir antlaşma, yasa, sözleşme, anlaşma dokunulmaz değildir.

Göç konusunda, kürtaj konusunda, ötanazi konusunda, evlilik konusunda, şartlı salıverme konusunda…

İster haklı olsun, ister haksız kimliği, işaret noktaları ve değerlerini tehdit altında hissedince hoşnutsuzluk ve homurdanmalar başlıyor.

Aynı durum emeklilik yaşı, işsizlik ödeneği, okul seçme özgürlüğü gibi ‘ebediyen’ kazanılmış sanılan haklar için de geçerli…

***

9 Şubat günü yapılan İsviçre halkoylaması İsviçre-Avrupa ilişkilerinin çerçevesini çok aşıyor.

Belçika da dahil, bütün Batı halklarında mevcut gerçek bir hoşnutsuzluğun ifadesi.

Düne göre daha sert, daha ırkçı veya gerici görünen halklar…

Bu halklar belli başlı üç olgu ile karşı karşıya!

Nüfusun yaşlanması.

Yerleşik sosyo-ekonomik kriz.

İnternet ve sosyal medya.

Kültürel devrimlere (internet, sosyal medya) karşı kırılganlık ve dışlanma duygusu yaratan halkın yaşlanması.

Bu hızlı devrim kişi-zaman ilişkisini darmadağan etti.

Bu nedenle eğitimli, nitelikli ve çok yabancı dil bilen gençler avantajlı konuma geçtiler.

Aynı evin içinde ayrı iki dünya, kültür ve zihniyet düşünün…

Kendi çocuklarıyla iletişim kuramayan anne-babaların çaresizliğini ve yalnızlığını düşünün…

Bir yandan da sosyo-ekonomik yaşamın çalkantıları içinde çırpınan borçlu, dertli insanları…

***

Bu insanları, bu gerçekleri, bu korkuları, bu alarm sinyallerini anlamaksızın hükûmet olunamaz.

Globalleşme hastalığına karşı güçlü bir panzehir henüz bulunamadı.

7 milyara yakın insan aynı gemide bir avuç ölümcül varsıl için savruluyoruz.

Herkes bir sonraki seçimi düşünüyor.

Ülkesinin ve/veya dünyanın geleceğini düşünen insanlar yeterli sayıda değiller ve henüz örgütlenemediler.

Ama gelecek 25 Mayıs günü Belçika’da yine seçimler var.

Oy kullanmanın zorunlu olduğu Belçika’da Belçikalı seçmenler AB Parlamentosu, Federal Parlamento ve Bölge Parlamentoları için milletvekillerini seçecekler.

Bakalım bu sefer sihirini kaybetmiş şapkadan tavşan çıkacak mı?

Yakup Yurt ©

Brüksel, 20 Şubat 2014

yurtyakup@gmail.com

Son Haberler

Hits: 5798 Visitors: 3049
Copyright © GUNDEM.be
Site içeriği ve dizaynın tüm hakları GÜNDEM.be websitesine aittir.
Kopyalamak ve izinsiz kullanmak kesinlikle yasaktır.