Haberin yayım tarihi
2012-03-20
Haberin bulunduğu kategoriler

IRKÇILIK HASTALIKTIR

Yarından sonra 21 Mart.

21 Mart: Uluslararası Irk Ayrımı ile Mücadele Günü

Ben bu tabelanın şu tabela ile değiştirilmesini öneriyorum : Irkçılık Hastalığını Tedavi Günü...

24 Ekim 1967 tarihinden beri süregelmekte olan gurbet yaşamımda bizzat edindiğim eğitim, birikim, deneyimler ışığında rahatlıkla söyleyebilirim ki ‘IRKÇILIK’ sosyal bir hastalık, ‘IRKÇILAR’ ise gerçek anlamda birer hastadırlar.

Bilimadamı olmadığım için cafcaflı bir terminoloji kullanmaya mezun olmamakla birlikte, anlaşmamızı kolaylaştırma adına ‘kültürel bir hastalık’ diyebilirim.

Bu hastalığın temelinde ise kendisini marazi üstün görme arzusu veya ihtiyacı yatıyor.

Halbuki hepimiz aynı Allah’ın kulları olduğumuza göre ‘kimse kimseden üstün değildir, olamaz ve olmamalıdır’ ve ‘yasalar önünde herkes eşittir’...

Dense de bu bir ütopyadır ve gerçeği yansıtmamaktadır...

***

Ben ne zaman bir ‘ırkçı’ ile tanışsam veya karşılaşsam, kendisine bağırmadan, çağırmadan, küfretmeden, hakaret etmeden düşüncesinin yanlış, kendisinin ise bir ‘hasta’ olduğunu ve tedavi görmesi gerektiğini söylerim...

Genelde yüzüme tuhaf tuhaf bakarlar, sinsi sinsi gülümserler ve giderler...

Peki bu ‘üstünlük duygusu’ nasıl oluşmaktadır ve bunu hastalık mertebesine ulaşmadan makul bir seviyede tutmak için neler yapılabilir?

Bu duygu ile daha bebekken aile içinde tanışırız...

Bu olumsuz duygu okulda gelişir ve toplumda ekonomik, sosyal ve siyasal çalkantılara paralel olarak şiddetlenir.

İçinde yaşadığımız sistem sömürüye dayalı rekabetçi kapitalist sistemdir.

Rekabetin dozu iyi ayarlanmazsa oligopole veya monopole dönüşür; anlamını yitirir.

Mafyalaşma başlar, demokratik düzen despotizme dönüşür.

İnsancıklar ütopyaları peşinde savrulur, strese kapılır, ama inadına koşmaya devam ederler.

***

Günümüz ırkçılığı eskiye oranla farklı.

Cildinizin renginden daha çok kimliğiniz, kültürünüz veya ait olduğunuz uygarlık öne plana çıkarılıyor.

Kültürlerarası, dinlerarası diyalog vurgusu yapılıyor.

Kin ve nefret çağrıları bastırılarak, çoğunluk/azınlık çatışmalarının önüne geçilmeye çalışılıyor.

Önceleri ırkçılar çoğulcu demokrasiye karşıydılar ve o nedenle eleştiriliyorlardı...

Sömürgecilik döneminin kapanmasıyla birlikte yeni sömürgecilik dönemi başladı.

Uluslararası emek göçü sonucu zengin ülkelere gelen kültürel azınlıklar bu ülkelerin çoğunluğu tarafından değişik yöntemlerle sömürülmeye devam ediyorlar.

Ezilenler çeşitli nedenlerle kendilerini ifade edemiyor, seslerini duyuramıyorlar.

Her tartışma anında uluslararası siyasetin bir uzantısı gibi algılanıyor.

Kendilerini mağdur hissedenler içine kapanıyor, gettolaşıyor ve böylece güç dengesi hep egemenlerin lehine çalışıyor.

Kendilerini geliştirmek için fırsat eşitliği sağlanmayan insanlar acımasızca başarısızlıkla itham ediliyor.

Ana ve temel sorun sosyo-ekonomik olduğu halde, önemsiz detaylarla zaman ve enerji kaybediliyor.

Göçmeni hasta eden ile onu tedaviye soyunanlar aynı çıkar grupları...

Öyle ya hastalar olmasa, doktorlar ne yiyecek?

***

Seviyeli ve yapıcı bir diyalog muhataplarının anlaşabildiği bir dilde buluşmaktan geçer.

Yani aynı dili konuştuğunu zannederek anlaşamamak ta mümkün.

Kelimelere yüklenen sübjektif anlamlar farklı ise anlaşmayı düşlemek hayalcilikten öteye gidemez.

O halde ‘ötekini’ anlamak için onun dilini sadece konuşmak değil, iyice anlamak gerekir.

Uyumun anahtarı ‘DİLDİR’, zira iyi diyalog kurabilenlerin çatışma veya savaşma ihtimali azalır...

‘DİL’ size kapıları açar, içerde neler olup bittiğini kendi gözlerinizle görmenizi sağlar.

Böylece kendiniz görür, kendiniz işitir, ‘mışlarla-muşlarla’ dolu rivayet kültüründen sıyrılır ve kendi beyninizi kullanmaya başlar ve başkaları tarafından güdülmekten kurtulursunuz...

Karşılıklı güven yerleşir, barış ortamı hasıl olur...

Son söz : Siz siz olun, başkalarına yaranma adına kendi dil, din ve kültürünüzden vazgeçmeyin ; fakat bu arada evrenselliği de ıskalamayın.

 

Yakup Yurt ©

Brüksel, 19 Mart 2012

yurtyakup@gmail.com

Son Haberler

Hits: 6230 Visitors: 3066
Copyright © GUNDEM.be
Site içeriği ve dizaynın tüm hakları GÜNDEM.be websitesine aittir.
Kopyalamak ve izinsiz kullanmak kesinlikle yasaktır.