Haberin yayım tarihi
2011-11-16
Haberin bulunduğu kategoriler

Teknotratlar Dönemi Balşlıyor..

Bundan yıllar önce, uluslararası bir sendika seminerinde simültan çevirmenlik yapmıştım.

Uluslararası bir sanayi kuruluşunun ülke sendika temsilcileri ülkerindeki sosyo-ekonomik durumu irdeliyor, üyelerin ruh hallerini anlatmaya çalışıyorlardı.

Konferansta Türkçe’de ‘yer değiştirme-transfer’ anlamına gelen İngilizce ‘outsourcing’ veya Fransızca ‘délocalisation’ sözcükleri sık sık kullanılıyordu.

Batılı sendikacılar kaygılı, Türkiye’den gelenler daha rahattı.

Çünkü Türkiye Batı’da kapanan ve transfer edilen üretim birimlerinden nasibini alıyordu.

Sorun bazılarına göre uluslararası rekabetle baş edebilme kaygısıyla üretim maliyetlerini düşürmek, bazıları için ise yabancı sermayeyi kendi ülkesine çekip istihdam yaratmak, işsizlikle mücadele etmekti.

Karardan önce, harici uzmanlık şirketlerine ‘durum tespiti-audit’ yaptırılıyordu.

Çünkü bu özel sektör şirketleri daha objektif, daha bilimsel, daha bağımsız, kısacası daha ‘duygusuz’ çalışıyorlardı.

Sözümona taraf tutmuyorlardı...

Dünya G- 8, G-20 veya G-Bilmemkaçların isteği doğrultusunda globalleşiyordu...

Türkiye dünyanın 17.ci, AB’nin 10.cu büyük ekonomisi olmakla övünüyordu...

Medyanın, iletişim ve bilişim teknolojilerinin yoğun desteği ile karakter yapıları birbirine çok benzeyen pragmatik insanlar devletleri yönetmeye başlamışlardı...

***

Sonra Arap Baharı, Wall Street hoşnutsuzları, Yunanistan ve İtalya’da yaşananlar, Avro bölgesindeki belirsizlik, sosyal hakların erimesiyle birlikte ‘SOL’ düşüncenin alternatif model olarak inandırıcılığını yitirmeye başlaması, insanların uygun dayanışma sistemleri yaratamaması sonucu sanallık havuzunda soluksuz kalması, çok değil 30 yıl öncesinin önemli kavramı ‘Batı tipi demokrasinin’ içinin boşalması, seçimleri işe yaramaz hale getirdi.

***

Belçika’da 12 Haziran 2010 tarihinde genel seçimler yapıldı.

Hükümet hâlâ kurulamadı; müzakereler devam ediyor...

Kurulsa ne olacak, kurulmasa ne olacak?

Herşeyin pahalı olduğu ve pahalandığı bir ortamda seçilmişler kendi maaşlarını düzenli olarak almayı biliyorlar, ama gerekli görülen 13 milyar küsur avroyu kime yükleyeceklerini bilemiyorlar.

Bütçe konusunda anlaşamıyorlar.

Avrupa Birliği bizim seçtiklerimizi çabuk olmaları konusunda uyarıyor...

Yunanistan ve İtalya örnek olarak gösterilip çaktırmadan tehdit savruluyor.

Yunanistan’daki Lucas Papademos gibi, İtalya’daki Mario Monti gibi bir ‘teknokrat’ buluruz ha mesajı veriliyor ülkeye...

Aba altından sopa gösteriliyor...

***

Peki niye?

Sonuçta kemer sıkma politikası uygulanacak ta ondan.

Zengin-fakir hiç kimsenin hoşuna gitmeyecek.

Bunu uygulama sorumluluğunu hiçbir siyasi üstlenmek istemiyor.

Herkes ince olmayı sever, ama kimse rejim yapmak istemez.

O zaman gelsin Avrupa Birliği’nin dayattığı reformları uygulayacak bir ‘teknokrat’...

Bir zamanlar Türkiye’de Kemal Derviş ile denenmişti.

Kendisi kaliteli bir şarap gibi bekletiliyor mahzende...

Gün gelir lâzım olur misali.

IMF’de oyunlar oynandı, DSK elendi, onun yerine Nicolas Sarkozy’e yakınlığı ile bilenen liberal bayan Christine Lagarde getirildi.

Sosyal demokrasiden aşamalı olarak uzaklaşan AB ültraliberalizme iyice yaklaşıyor.

AB günün birinde Avrupa Birleşik Devletleri olabilme hayali ile ara çözümler arayışında.

Bugünlerde AB Başkanının halkın oylarıyla belirlenmesi dillendiriliyor.

Yunanistan Milli Birlik hükümeti kurdu, başına da bir teknokrat oturdu ve yeni seçim sözü verildi.

Seçimler 2012 Şubat ayında.

Lucas Papademos Yunanistan Merkez Bankası eski Başkanı.

İtalya’da Silvio Berlusconi’ye kibarca yaşlandığı, gitme zamanının yaklaştığı, mevcut manzaranın AB’nin 3.cü büyük ekonomisine yakışmadığını izah edildi.

Yaşlı kurt yarım ikna oldu, anladı ve çekildi, ama Senato yine elinde...

Yerine, eski AB Komiseri ve ekonomi profesörü Mario Monti geldi.

Orada da seçimler 2013 Ekim ayında...

***

Bu kişiliklerin avantajı hiçbir şey talep etmemeleri ve dolayısıyla kaybedecek birşeyleri olmaması.

Siyasi parti başkanları öyle mi?

Halk artık eskisi gibi değil; sokaklara dökülüyor hemen!

Baksana şu Araplara...

Herkese kötü örnek oluyorlar...

Acaba biz de mi piyasalara güven veren bir ‘teknokrat’ aramaya başlasak Belçika’da?

Hesap hatası olabilir ama, ‘bilim’ yanılmaz sonuçta...

Aklımda birkaç isim var!

Hele bir tanesi var ki eski AB komiseri, iki dili de mükemmel biliyor ve pipo içiyor...

Daha ne olsun?

 

Brüksel, 16 Kasım 2011

Yakup Yurt

yurtyakup@gmail.com

Son Haberler

Hits: 9477 Visitors: 3224
Copyright © GUNDEM.be
Site içeriği ve dizaynın tüm hakları GÜNDEM.be websitesine aittir.
Kopyalamak ve izinsiz kullanmak kesinlikle yasaktır.