Belçika’ya 1964 yılında bir maden işçisi olarak gelen Gaziantepli Mehmet Erbay’ın vefat ettiği bildirildi.
Uzun yıllar Beringen Maden Ocağı’nda çalışan ve bir maden emeklisi olarak ailesi ile birlikte Beringen’de hayatını sürdüren Mehmet Erbay toplum tarafından yakından tanınan, saygı gören ve sevilen kişiliği ile bilinirdi.
Mehmet Erbay’ın cenaze namazının bugün Beringen Fatih Camii’nde öğle namazı sonrası kılınacağı belirtildi.

MEHMET ERBAY’IN KENDİ AĞZINDAN HAYAT HİKAYESİ
Ben Gaziantep Battal köyü doğumluyum. Belçika’ya 1964 yılında geldim. 1965 yılında ise eşimi getirdim.
Benim çok macera dolu bir hayatım oldu. Kimsesiz büyüdüm. Küçücük yaşta anam öldü. Ben 4 yaşındaymışım. Anam öldükten hemen sonra babam yeniden evlendi. Benim çektiğimi bir ben bilirim.
Biz 5 kardeşiz, 1 kız 4 erkek kardeşim var. Analığım da ise 7 çocuk var. Hep beraber 12 kardeştik.
Benim çocukluğum köyde geçti. Antep belki senede 1 defa ya gider, ya da gidemezdim.
Benim okumuşluğum yok. Ne Antep’te ne de Ankara’da hiç sorunum olmadan yol iz bulup buralara geldim. Benim çevrem halen okur yazar olup olmadığımı bilmez.
1963 yılında evlenmiştim. Burada geldikten 1 yıl sonra Türkiye’ye gidip eşimi buraya getirdim. O zamanlar Maden Ocağı idaresi de eşlerinizi, çocuklarınızı buraya getirmeyi teşvik ediyordu.

Belçikalılar Bize Çok yardımcı Oldular
İlk geldiğimde Dennestraat’ta bir fırıncı vardı. Maaşımızı her ayın 15.inde alırdık. Fırıncıya yazdırırdık. Maaşımızı alınca borcumuzu öderdik. Luis diye bir kasap vardı. Bize ‘’bunda domuz eti, diğer makinada dana eti var’’ derdi. Biz eti ona göre alırdık. Buranın esnafı kısa zamanda bizim kültürümüzü öğrenmeye çalıştılar ve bize yardımcı oldular.
Kime Borç Para Verdiysem Geri Alamadım
Bu ülkede çok para kazandım ancak paramı çevrem yedi. Türkiye’de sadece bir evim var o kadar. Böylece ciddi bir yatırım da yapamadım. Tarla almıştım, fıstık arazim vardı hepsini sattım.
Köyde durumun biraz farklı oldumu insana hayatı zehir ediyorlar. İsteyene para verirsen iyisin, vermezsen kötüsün. Kendi malını ağız tadıyla yiyemiyorsun.
Buraya 2 Kişi Geldim, Şimdi İse Kocaman Bir Ailem Var.
Benim 6 çocuğum ve 17 torunum var. Çocuklarım ve torunlarım hepsi burada doğdular. Eğitimlerini burada aldılar. Hepsi çalışıyor ya da kendi iş yerleri var. Bana maddi yönden bir ihtiyaçları yok. Birgün bir doğum günü vesilesiyle bütün aile bireyleri buluştuk. O kalabalığı görünce göz yaşlarıma hâkim olamadım. Buraya 2 kişi gelmiştim, şimdi ise koca bir ordu olduk.
Ben Belçika’ya Gelmiş Olmaktan Çok Mutluyum.
Madende tam 27 yıl çalıştım. Dile kolay tam 27 yıl gece postası çalıştım. Ekmeğimi adeta taştan çıkardım. Çoluk çocuğumu alın terimle kazandığım para ile büyüttüm.
Burada fazla zorluğumuz olmadı. Bankaya falan giderdik, ben okur yazar olmadığım için imzayı eşim atardı. Birçok konuda bizlere kolaylıklar sağlarlardı. Hep hoş görü ile karşılaştık.
Buranın çok ekmeğini yedik. Ben Türkiye’de olmam çoktan ölmüştüm. Mal yok, mülk yok, yaşayamazdım orada. Analık elinde büyüdük. Çok mağdur bir şekilde geçti çocukluğumuz. Analık olunca işler değişiyor.
Bu Ülkede Yeni Dostlar, Yeni Komşular Edindik.
Burada düzen kurduk, çocuklarımızı yetiştirdik, okutduk, iş güç sahibi oldular, yuva kurdular. Belçika’nın taşına toprağına kurban olurum. Belçika olmasa hayatım perişandı. Belçika’ya asla nankörlük edemem.
Burada çok az Gaziantepli var. Sadece birkaç kişi Antepli vardı. Daha çok Urfalı vardı. Aynı bölgeden olduğumuz için bazen akşamları bir araya gelir sohbet ederdik.
Belçika’da poliste benim ismim bilinmez. Bu ülkede 60 yıl yaşadım herhangi bir vukuatım olmadı.
Burada Ev Aldım, ‘’Gavur mu Olacaksın’’ Dediler
Buraya ilk geldiğimde Belçika’nın durumu çok iyi değildi. Kadınlar tahta ayakkabılarla gezerlerdi. Öyle lüks bir hayatları yoktu. Herşey zamanla değişti. Bizim bu ülkenin ekonomisine çok büyük katkımız oldu.
Bu ülkede zamanla bizlerde intibak etmeye başladık. İlk işimiz burada ev almak oldu. Urfalı Halil isminde bir arkadaşım vardı. Ben ev alınca bana kızdı, ‘’yahu sen gavur mu olacaksın da bu evi aldın’’ dedi. Aradan zaman geçti, şimdi iyi ki bu evi almışım diyorum.
İlk Nesil Eğitimsiz Ve Hırçındı
Belçika’da yaşayan Türklerin geçmişe göre durumları daha iyi. Eskiden iki bardak alkol alanı zapt etmek mümkün olmuyordu. Şimdi ise kazanç iyi, sevgi, saygı daha iyi, herkes neyi yapıp yapmayacağını daha iyi biliyor. Eskiden gençler daha eğitimsizdi, hırçındı, geçimsizdi. Artık yeni nesil öyle değil. Neyi yapıp neyi yapmayacağını daha iyi biliyorlar.
Bu ülkede çok hatıramız var.
Az zaman değil, aradan 60 yıl geçti. Eşim doğum yapmıştı. Hastanede yeni doğan kızımı görünce şaşırmıştım. Kömür gibiydi. ‘’Bu ne kızları karıştırmış olmasınlar’’ diye tepki göstermişim. Bunu halen söylerler.
Sıla Yolunda Kızımızı Benzin İstasyonunda Unuttuk
Türkiye’ye araba ile gittiğimiz yıllar oldu. Sıla yolunda herkes gibi bizim de yaşadıklarımız oldu. Bir seferinde kızımı benzin istasyonunda unuttuk. İhtiyaç molası için bir benzinlikte durmuştuk. Tekrar yola çıktık. Epey gittikten sonra arabada çocuklarda birinin olmadığını fark ettik. O zaman çok korkmuştuk, geri dönmeye çalışırken çocuğu koşa koşa bize doğru geldiğini gördük.
Taşın Üzerine Gazete Koyup Tuzak Kurmuşlar
Bir seferinde yolda giderken taşa çarptım. Meğerse yere taş koyup üzerini gazete ile örtmüşler. Tuzak yani, gazetenin üzerinden geçerken çarpama sonucu arabanın freni patlamış ve çok zahmet çekmiştik.
Bu Ülkeden Artık sadece Cenazemiz Gider
Bu ülkeden artık kesin dönüş yapmak çok zor. Bizim artık buradan sadece cenazemiz gider. Çocuklarımız, torunlarımız burada doğdular, burada yetiştiler. Onlar artık Belçika’nın birer vatandaşı durumunda. Türkiye’ye gitseler oraya intibak etmeleri çok zor. Biz nasıl ilk nesil olarak burada zorluklarımız oldu, geri dönenlerde orada yeni düzen kurmada zorlanıyorlar. Türkiye’nin kendi şartları da çok zor. Gerçek durum böyle.

