CHP'de yaşanan liderlik krizi artık yalnızca Ankara'nın koridorlarında konuşulan bir iç mesele olmaktan çıktı. Tartışmalar büyüdükçe dalga etkisi Türkiye sınırlarını aşmaya, Avrupa'daki CHP örgütlerine kadar ulaşmaya başladı.
Bir tarafta Özgür Özel'in temsil ettiği değişim hareketi, diğer tarafta Kemal Kılıçdaroğlu'nun siyasi ağırlığını koruyan geleneksel yapı bulunuyor. Tartışmaların hukuki ve siyasi boyutları sürerken, CHP'nin yurt dışı teşkilatları da sessiz kalmıyor.
Özellikle Avrupa'daki bazı CHP örgütlerinin şimdiden taraflarını belli etmeye başladıkları görülüyor. Belçika başta olmak üzere çeşitli Avrupa ülkelerinde Özgür Özel'e destek veren etkinlikler ve açıklamalar dikkat çekiyor. Bu durum, CHP içindeki mücadelenin yalnızca genel merkezde değil, Avrupa teşkilatlarında da karşılık bulduğunu ortaya koyuyor.
Peki ya yarın?
İşte asıl soru burada başlıyor.
Özgür Özel siyasi mücadeleyi kaybederse ne olacak?
CHP yönetimi değişirse, bugün açık şekilde Özgür Özel'in yanında duran teşkilatlar nasıl bir pozisyon alacak?
Yıllardır CHP adına faaliyet gösteren Avrupa örgütleri, genel merkezin değişen siyasi çizgisine uyum mu sağlayacak, yoksa destek verdikleri siyasi hareketle birlikte farklı bir yol mu izleyecek?
Örneğin Belçika'da faaliyet gösteren CHP yapılanması ve yöneticileri bugün ortaya koydukları siyasi tavrın arkasında durmaya devam edecekler mi?
Daha da önemlisi, varsayalım ki CHP içerisindeki ayrışma derinleşti ve yeni bir siyasi oluşum ortaya çıktı. Böyle bir durumda Avrupa'daki CHP örgütlerinin hukuki ve siyasi konumu ne olacak?
Belçika'da, Hollanda'da, Almanya'da ve Fransa'da faaliyet gösteren örgütler hangi tarafta saf tutacak?
Yoksa yıllardır CHP adı altında faaliyet gösteren bazı yapılar yeni oluşumların Avrupa temsilciliklerine mi dönüşecek?
Bugün için bu soruların net bir cevabı yok. Ancak ortada inkâr edilemeyecek bir gerçek bulunuyor:
CHP'de yaşanan kriz artık sadece CHP'nin sorunu değildir.
Türkiye'nin ana muhalefet partisinde yaşanan her sarsıntı, doğal olarak Türk siyasetinin tamamını etkiler. Üstelik milyonlarca Türk vatandaşının yaşadığı Avrupa ülkelerindeki siyasi yapılanmalar da bu süreçten doğrudan etkilenmektedir.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin dile getirdiği "nifak ittifakı" değerlendirmesi siyasi çevrelerde farklı yorumlara neden oldu. Ancak Bahçeli'nin işaret ettiği tehlike göz ardı edilmemelidir. Çünkü siyasi krizler sadece liderleri değil, onları destekleyen teşkilatları ve siyasi yapıları da dönüştürür.
Bugün CHP'nin önündeki en büyük sınav yalnızca lider belirlemek değildir. Asıl mesele, parti içindeki farklı görüşleri ortak bir zeminde tutup tutamayacağıdır.
Eğer bu başarılamazsa, Ankara'da başlayan siyasi kırılmanın etkileri Brüksel'den Berlin'e, Amsterdam'dan Paris'e kadar uzanabilir.
Ve o zaman tartışılan konu yalnızca CHP'nin geleceği değil, Avrupa'daki Türk siyasi yapılanmalarının geleceği olacaktır.

