Haberin yayım tarihi
2026-01-28
Haberin bulunduğu kategoriler

SÖZÜN AĞIRLIĞI: BİLGİ İLE AHLÂK ARASINDA

Muhsin CEYLAN

“Dervişe sormuşlar:
Senin için en zor şey nedir?
‘Söz’dür diye cevap vermiş.
Çünkü anlatması da zor; anlaması da…

Doğrudur..!

Ne anlatmak kolay ne anlamak;

zîrâ ikisi de hem 'ilgi, bilgi' ister hem de 'ahlâk.”

Bu kısa diyalog, ilk bakışta sade görünse de insanlık tecrübesinin en çetin meselelerinden birine işaret eder: Söz. Zira söz, yalnızca dilin ürettiği bir sesler bütünü değil; düşüncenin, niyetin ve ahlâkın dışa vurumudur. Bu nedenle hem anlatmak hem de anlamak, sanıldığından çok daha büyük bir sorumluluk taşır.

İnsan anlatırken yalnızca bildiğini değil, olduğu şeyi de aktarır. Bilgi eksikse söz sathi kalır; ahlâk eksikse söz sadece gürültü ve de yaralayıcı olur. Bu yüzden “doğruyu söylemek” her zaman “doğru anlaşılmak” anlamına gelmez. Çünkü söz, muhatabına ulaştığı anda artık anlatanın değil, duymuş, işitmiş dinlemiş olanındır. Tıpkı Hz. Ali Efendimizin "Söz ağızdan çıkıncaya kadar senin esirindir; ağızdan çıktıktan sonra sen onun esiri olursun." uyarısındaki gibi. Söz, karşı tarafın bilgi birikimi, ön kabulleri, niyeti ve ahlâkı tarafından yeniden şekillendirilir. İşte bu noktada söz, bir köprü olmaktan çıkıp bir uçuruma da dönüşebilir.

Anlatmanın zor olması, genellikle insanın kendini bütünüyle açık ve berrak bir şekilde ifade edememesinden kaynaklanır. Zihin karmaşık, duygular düzensiz kelimeler ise sınırlıdır. İnsan, düşündüğünü eksiksiz aktarabileceğini zanneder; oysa kelimeler çoğu zaman düşüncenin yalnızca gölgesini taşır. Bu nedenle iyi niyetle söylenen bir söz, yanlış bir tonla kırıcı olabileceği gibi, doğru bir fikir, eksik bir cümleyle yanlış anlaşılmaya da çok müsaittir.

Anlamanın zor olması ise çok daha derinlerdeki bir meseleye işaret eder. Anlamak, yalnızca duymak ya da bilmek değildir; empati, sabır ve ahlâk gerektirir. Dinleyen kişi, sözün arkasındaki niyeti görmeye çalışmazsa, kelimeler kolayca yargıya dönüşür. Bu yüzden her dinleyiş çetin bir imtihandır: Kişi, duymak istediğini mi anlayacaktır, yoksa söyleneni mi?

Mini diyalogda vurgulanan “ilgi, bilgi” ve “ahlâk” birlikteliği, sözün merkezinde yer alır. Bilgi, söze doğruluk kazandırır; ahlâk ise ona yön verir. Bilgili ama ahlâksız bir söz, kibir üretir; ahlâklı ama bilgisiz bir söz ise yanılmaya, yalnış anlamaya dönüşebilir. Hakiki söz, bu iki unsurun dengesiyle anlam bulur.

Dervişin cevabı, bu yüzden çok manidardır: O, susmanın faziletini değil; sözün sorumluluğunu hatırlatır. Çünkü söz, söylendiği anda bir emanete dönüşür. Söyleyen, niyetinden; dinleyen, anlayışından; toplum ise sonuçlarından mesuldür. Bu nedenle söz, insanın en zor imtihanlarından biridir.

Sonuç olarak ne anlatmak kolaydır ne de anlamak. İkisi de emek ister, bilinç ister ve en önemlisi ahlâk ister. Sözün değeri, çokluğunda değil; doğruluğunda, yerinde,usulünce söylenmesinde ve hakkıyla anlaşılmasındadır.

Son Haberler

Hits: [srs_total_pageViews] Visitors: [srs_total_visitors]
Copyright © GUNDEM.be
Site içeriği ve dizaynın tüm hakları GÜNDEM.be websitesine aittir.
Kopyalamak ve izinsiz kullanmak kesinlikle yasaktır.