- AVRUPA BİRLİĞİ DÜNYANIN EN BÜYÜK EKONOMİK GÜÇLERİNDEN BİRİ… ANCAK BRÜKSEL’İN KENDİ VERİLERİ, AVRUPA’DA GELİR EŞİTSİZLİĞİ, YAŞLANAN NÜFUS, GENÇ İŞSİZLİĞİ VE YÜKSEK YAŞAM MALİYETİNİN BÜYÜYEN BİR SORUN OLDUĞUNU ORTAYA KOYUYOR.
Avrupa Birliği, yaklaşık 450 milyon nüfusu, 27 üyesi ve yaklaşık 18 trilyon avroluk gayrisafi yurt içi hasılasıyla dünyanın en büyük ekonomik güç merkezlerinden biri konumunda.
Ancak Avrupa’nın ekonomik büyüklüğünün arkasındaki tablo, vatandaşların yaşam koşulları açısından çok daha karmaşık.
AB’nin yayımladığı güncel veriler, bir yandan Avrupa’nın küresel ticaretteki gücünü ortaya koyarken, diğer yandan 93,3 milyon kişinin yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında bulunduğunu gösteriyor.
AVRUPA’NIN NÜFUSU YAŞLANIYOR
Avrupa’nın önündeki en büyük sorunlardan biri demografik dönüşüm.
AB’de çalışma çağındaki kişi sayısının yaşlı nüfusa oranı 2002’de 3,8 iken 2024’te 2,7’ye geriledi. Bu oranın önümüzdeki yıllarda daha da düşmesi bekleniyor.
Bu tablo; emeklilik sistemlerinden sağlık hizmetlerine, sosyal güvenlik harcamalarından iş gücü piyasasına kadar Avrupa ekonomisinin geleceğini doğrudan etkileyebilecek ciddi bir baskıya işaret ediyor.
Üstelik AB nüfusunun 2026 yılına kadar artmasının ardından uzun vadede gerilemesi ve 2100’de yaklaşık 420 milyona düşmesi öngörülüyor.
GENÇLER İÇİN AVRUPA’DA İŞ BULMAK DAHA ZOR
AB genelinde işsizlik oranı yüzde 5,9 seviyesinde.
Ancak gençlerde tablo çok daha çarpıcı.
15-24 yaş grubundaki işsizlik oranı yüzde 14,9 seviyesinde bulunuyor. Yani gençlerin işsizlik oranı genel işsizlik oranının iki katından fazla.
Bu durum, Avrupa’nın geleceği açısından kritik bir soru ortaya çıkarıyor:
Yaşlanan Avrupa, gençlerini iş hayatına ne kadar hızlı ve güçlü biçimde kazandırabilecek?
93 MİLYON AVRUPALI YOKSULLUK RİSKİNDE
AB ekonomisinin büyüklüğüne rağmen sosyal tablo dikkat çekici.
Tam 93,3 milyon kişi yoksulluk veya sosyal dışlanma riskiyle karşı karşıya.
Bağımlı çocukların bulunduğu hanelerde yaşayan Avrupalıların beşte birinden fazlası yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında.
Dahası, Avrupa’daki özel hanelerde yaşayan insanların yaklaşık yüzde 30’u beklenmedik bir finansal harcamayı karşılayabilecek durumda değil.
Bu rakamlar, Avrupa’nın ekonomik gücü ile vatandaşların ekonomik güvenliği arasında önemli bir fark bulunduğunu ortaya koyuyor.
AVRUPA’DA YAŞAM STANDARDI ÜLKEDEN ÜLKEYE DEĞİŞİYOR
AB tek pazar ve ortak ekonomik yapı oluşturmuş olsa da vatandaşların yaşam standartları arasında ciddi farklılıklar bulunuyor.
2022 verilerine göre kişi başına fiili tüketim AB ortalamasının 100 kabul edildiği endekste Lüksemburg 159,1 ile zirvede yer alırken, Bulgaristan 63,3 ile son sırada bulunuyor.
Macaristan 67,8, Letonya 75,9, Hırvatistan 76,9 ve Yunanistan 79,6 seviyesinde kalıyor.
Buna karşılık Hollanda 124,1, Danimarka 122,8, Avusturya 121,5 ve Belçika 119,9 seviyesinde bulunuyor.
Tek Avrupa, fakat aynı yaşam standardı yok.
AVRUPA’NIN EN BÜYÜK GÜÇLERİNDEN BİRİ: TEK PAZAR
AB’nin ekonomik gücünün temelinde 27 ülkeyi birbirine bağlayan tek pazar bulunuyor.
Mal, hizmet, sermaye ve insanların büyük ölçüde serbest dolaşımı Avrupa ekonomisinin temel taşlarından biri.
Euro ise 21 AB ülkesinin ortak para birimi olarak ekonomik entegrasyonu daha da ileri taşıyor. AB ekonomisinin toplam büyüklüğü yaklaşık 18 trilyon avro.
AB aynı zamanda dünya mal ticaretinin yaklaşık yüzde 14’ünü gerçekleştiriyor ve dünyanın en büyük imalat malı ve hizmet ihracatçısı konumunda bulunuyor.
ENERJİDE DIŞA BAĞIMLILIK SÜRÜYOR
Avrupa’nın bir başka kritik sınavı ise enerji.
AB’de tüketilen enerjinin yüzde 24,5’i yenilenebilir kaynaklardan geliyor. Ancak enerjinin yaklaşık yüzde 70’i hâlâ kömür, petrol ve doğal gazdan elde ediliyor.
Üstelik AB’nin yakıt ithalatındaki dışa bağımlılık oranı yüzde 58 seviyesinde.
Brüksel 2050 yılına kadar dünyanın ilk iklim nötr kıtası olmayı hedeflerken, 2030’a kadar net sera gazı emisyonlarını 1990 seviyesine kıyasla en az yüzde 55 azaltmayı taahhüt ediyor.
KADINLAR HÂLÂ DAHA AZ KAZANIYOR
Avrupa’da toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda ilerleme sağlanmasına rağmen ücret farkı devam ediyor.
AB genelinde kadınlar ortalama olarak erkeklerden yüzde 12 daha az kazanıyor.
Yönetici pozisyonlarında kadınların oranı ise yalnızca yüzde 35 seviyesinde.
AVRUPA’NIN GÜCÜ DE VAR, SORUNLARI DA
Bütün bu tabloya rağmen Avrupa Birliği yalnızca sorunlarla anılan bir yapı değil.
AB; dünya turizminin yaklaşık yüzde 40’ını çekiyor, yılda 4 milyondan fazla üniversite mezunu veriyor ve Erasmus+ programı aracılığıyla 1987’den bu yana milyonlarca insanın Avrupa içinde eğitim ve yaşam deneyimi kazanmasını sağlıyor.
Schengen sistemi ise Avrupa’nın en önemli kazanımlarından biri olarak öne çıkıyor. AB vatandaşları, genel olarak özel formaliteler olmadan başka AB ülkelerinde seyahat edebilme, çalışma ve yaşama imkanına sahip.
SONUÇ: AVRUPA’NIN ASIL SINAVI ŞİMDİ BAŞLIYOR
Avrupa Birliği; 450 milyonluk nüfusu, 18 trilyon avroluk ekonomisi, devasa tek pazarı ve küresel ticaretteki ağırlığıyla dünyanın en güçlü bloklarından biri.
Ancak aynı Avrupa’da 93,3 milyon insan yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında. Genç işsizliği yüzde 14,9. Nüfus hızla yaşlanıyor. Kadın-erkek ücret farkı sürüyor. Enerjide dışa bağımlılık devam ediyor. Ülkeler arasındaki yaşam standardı farkı ise oldukça büyük.
Dolayısıyla Avrupa’nın önündeki en büyük mesele yalnızca “daha büyük ve daha güçlü bir ekonomi” olmak değil.
Asıl mesele;
BU EKONOMİK GÜCÜN AVRUPA’DA YAŞAYAN VATANDAŞLARIN HAYATINA NE KADAR YANSIDIĞI…
Brüksel’in önümüzdeki dönemde vereceği en büyük sınav da tam olarak bu olacak.

