Gazeteci dostların davetine icabetten Brüksel'deydik
Tecrübelerini, dertlerini, anılarını dinledik.
Hangi taşı kaldırsan altından bir ah çıkar denilir ya, aynen öyle; detaylara girmezsek eğer, sorunların çaresini yıllar önce Napolyon söylemiş." para para para ".
Bir ülkeyi ele geçirmek istiyorsanız, önce sahnelerini ele geçirmelisin demiş Lenin ta zamanında!
O günkü sahneler, radyo, tiyatro, sinema, gazeteler.
Topluma ulaşma araçları bugün çok daha gelişmiş, daha mükemmel ve hızlı.
Güç odakları, iktidarı muhalefetiyle siyaset, iş dünyası, reklam dünyası vs, bu güce sahip olup algı için kullanmak, kitlelere ulaşmak istiyor.
Peki toplum ne alemde?
İnsanlar çoğunlukta duymak istediklerine inanmak eğilimindeler.
Doğru yanlıştan ziyade ne duymak istediklerine maalesef!
Gücü elinde tutanlar da bilhassa siyasi yapı, toplumun nabzına göre şerbet vermek için basın yayın organlarını kullanıyor, maddi desteği şartlı olarak veriyor...
Yani sev beni seveyim seni.
İşte zurnanın zırt dediği yer burası.
Gerçekleri yazmak, dürüst olmak, doğru haber vermek bir yanda, çarpıtarak yamulmak bir yanda.
Dik durup yola devam etsen atın arpasını kesiyorlar, yok parayı veren düdüğü çalar desen yamuluyorsun.
Bunlar yetmezmiş gibi; bir de yapay zekâ çıkmış ortaya.
Bilgiye ulaşmanın çok kolay olduğu, neyin kirli neyin temiz doğru haber olduğunu anlamanın zor olduğu bir zamanda yaşıyoruz
Doğru dürüst, tarafsız bilgiye eyvallah da pis kokulu kirli haberler, yorumlar nasıl temizlenir acaba?
Kaynağından aldığını, kırmadan dökmeden, güvenle son kullanıcıya taşıyan, gazeteci arkadaşlara Allah kolaylık versin.
Yollarınız açık olsun,
İyi ki varsınız,
Kalın sağlıcakla.
Zeki Yalçın
10.01.2026 Brüksel

