Haberin yayım tarihi
2026-07-25
Haberin bulunduğu kategoriler

BİR BELÇİKALI'NIN ÇIĞLIĞI

Toplumların değişimini bazen istatistikler değil, vicdan sahibi insanların kurduğu birkaç cümle anlatır. Belçikalı Lambert Reynders'in yaptığı değerlendirme de tam olarak böyle bir çığlık niteliği taşıyor.

Lambert Reynders'i uzun yıllardır tanıyorum. Dürüstlüğü, karakteri, inancına bağlılığı ve toplumun her kesimiyle kurduğu sağlıklı diyalogla örnek gösterilebilecek isimlerden biridir. Söylediklerini siyasi hesaplarla değil, samimi bir toplumsal kaygıyla dile getiriyor.

Belçika'da uzun yıllardır kiliselerin geleceği tartışılıyor. Özellikle Limburg bölgesinde birçok kilise artık eski canlılığından çok uzak. Artan bakım maliyetleri nedeniyle bazı kiliseler kapatılıyor, bazıları kültür merkezine, sergi salonuna, tiyatroya ya da farklı sosyal alanlara dönüştürülüyor. Kilise vakıflarına ait taşınmazların satışa çıkarılması da artık şaşırtıcı bir gelişme olarak görülmüyor.

Bu tablo, sadece ekonomik bir sorun değil; aynı zamanda Avrupa'da yaşanan büyük bir inanç ve kimlik krizinin de göstergesi.

Hristiyan toplumunda kiliseye duyulan güven yıllar içerisinde ciddi şekilde zayıfladı. Düzenli ibadet edenlerin sayısı her geçen yıl azalırken, birçok kişi için Hristiyanlık artık günlük hayatın merkezinde yer alan bir inanç olmaktan çıkıp kültürel bir mirasa dönüştü.

Lambert Reynders'in Beringen'de yaptığı şu tespit ise oldukça düşündürücü:

"Maden Katedrali bugün bir sergi ve tiyatro salonuna dönüştü. Beringen-Mijn'de artık aktif bir dini hayatın yaşandığı tek yer camidir. Bu noktaya nasıl geldik?"

Bu sözler aslında sadece Beringen'i değil, Avrupa'nın önemli bir bölümünü anlatıyor.

Beringen, yoğun Türk ve Müslüman nüfusun yaşadığı bir şehir. Camiler sadece namaz kılınan mekânlar değil; aynı zamanda çocukların eğitim aldığı, ailelerin bir araya geldiği, yardımlaşmanın yaşandığı ve sosyal dayanışmanın güçlendiği merkezler olarak faaliyet gösteriyor.

Öte yandan birçok kilisede ise haftanın büyük bölümünde sessizlik hâkim. Bazıları sadece özel günlerde kapılarını açıyor.

Burada amaç dinleri karşılaştırmak ya da birini diğerinden üstün göstermek değildir. Asıl üzerinde durulması gereken konu, toplumların kendi manevi değerleriyle kurdukları bağın nasıl değiştiğidir.

Lambert Reynders'in sorusu aslında bütün Avrupa'nın kendisine sorması gereken bir sorudur:

- "Nasıl bu noktaya geldik?"

Bu sorunun cevabı yalnızca din adamlarında ya da siyasetçilerde değil; aile yapısında, eğitim sisteminde, modern yaşamın bireyselleştirici etkilerinde ve toplumların değişen değer anlayışında aranmalıdır.

Belçika bugün farklı inançların bir arada yaşadığı örnek ülkelerden biri olmaya devam ediyor. Ancak boşalan kiliseler ve dolup taşan camiler, ülkenin değişen sosyolojik yapısını anlamak isteyen herkes için üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir gerçektir.

Lambert Reynders'in sözleri, bir eleştiriden çok bir muhasebe çağrısıdır. Belki de bu çağrıya kulak vermek, sadece Hristiyan toplumunun değil, bütün Avrupa'nın geleceği açısından büyük önem taşımaktadır.

Son Haberler

Hits: [srs_total_pageViews] Visitors: [srs_total_visitors]
Copyright © GUNDEM.be
Site içeriği ve dizaynın tüm hakları GÜNDEM.be websitesine aittir.
Kopyalamak ve izinsiz kullanmak kesinlikle yasaktır.