Haberin yayım tarihi
2026-08-21
Haberin bulunduğu kategoriler

GENT’TE CAMİLER ÜZERİNDEN SERT SİYASİ TARTIŞMA

Belçika’nın Gent kentinde camilerin tanınması, belediye destekleri ve yabancı müdahale tartışması yeniden siyasetin gündemine oturdu.

Bir tarafta camilerin toplumsal rolünün önyargılarla sorgulanmaması gerektiğini savunan PVDA’lı Belediye Meclis Üyesi Yüksel Kalaz, diğer tarafta resmi tanınmanın şeffaflık ve profesyonelleşme açısından önemli olduğunu belirten Maliye ve Finansal İşlerden Sorumlu Belediye Başkan Yardımcısı Christophe Peeters bulunuyor.

Gent’te 20’den fazla caminin faaliyet gösterdiği belirtilirken, camilerin yalnızca ibadet mekânı olmadığı; gençlik çalışmaları, eğitim, spor, sosyal destek ve kültürel faaliyetlerle kent yaşamında önemli bir rol üstlendiği vurgulanıyor.

Ancak konu belediye desteği ve resmi tanınma noktasına geldiğinde siyasi görüşler keskin biçimde ayrılıyor.

PEETERS: “TANINMA, ŞEFFAFLIK VE PROFESYONELLEŞME SAĞLAR”

Gent Belediye Başkan Yardımcısı Christophe Peeters ise farklı bir noktaya dikkat çekiyor.

Peeters’e göre resmi tanınma, yerel dini toplulukların daha profesyonel ve şeffaf bir şekilde örgütlenmesine yardımcı olabilir. Resmi tanınma sayesinde kamu makamlarının karşısında daha net bir muhatap ortaya çıkması ve derneklerin yasal yükümlülüklere daha sıkı biçimde uyması bekleniyor.

Peeters’in yaklaşımı, “tanınma = daha fazla denetim ve şeffaflık” anlayışına dayanıyor.

Gent Belediyesi ayrıca dini faaliyetlerin kendisine doğrudan sübvansiyon verilmediğini, ancak cami adreslerinde faaliyet gösteren sosyo-kültürel derneklerin belirli şartları karşılamaları halinde proje veya mahalle bütçelerinden destek alabileceğini savunuyor.

Kent yönetimi, kamu kaynaklarının kullanımında şeffaflığın artırılması amacıyla 2025 yılında tüm belediye sübvansiyonlarının kamuya açık şekilde takip edilebileceği bir sübvansiyon sicilini de devreye soktu.

MUHALEFET: “BU BİR ARKA KAPI OLMAMALI”

Tartışmanın diğer tarafında ise özellikle Vlaams Belang bulunuyor.

Parti, resmi olarak tanınmayan camilerle bağlantılı derneklerin belediye kaynaklarından yararlanmasının, tanınma sisteminin etrafından dolaşan bir “arka kapı” oluşturabileceğini savunuyor.

Muhalefetin temel sorusu şu:

“Bir caminin kendisi destek alamıyorsa, aynı adreste faaliyet gösteren bağlantılı bir dernek üzerinden kamu kaynağı aktarılması doğru mu?”

Vlaams Belang bu nedenle söz konusu para akışlarının tamamen durdurulmasını talep ediyor.

FATİH VE EYÜP SULTAN CAMİLERİ NEDEN TARTIŞMANIN MERKEZİNDE?

Tartışmanın en önemli boyutlarından biri ise Gent’teki bazı camilerin resmi tanınma başvuruları.

Flaman hükümetinin yayımladığı kararlara göre Gent’teki Eyüp Sultan ve Fatih camilerinin tanınma başvuruları olumsuz sonuçlanırken, Muattar Camii’nin başvurusu olumlu sonuçlandı.

Fatih ve Eyüp Sultan camilerinin Diyanet bağlantısı nedeniyle yabancı müdahale konusu da yıllardır siyasi tartışmaların içerisinde yer alıyor. Belçika Parlamentosu’ndaki daha eski tartışmalarda da Gent’teki Fatih Camii’nin Diyanet bağlantısı ve yabancı müdahale ihtimali gündeme getirilmişti.

Bu nedenle Gent’teki tartışma yalnızca “belediye para veriyor mu, vermiyor mu?” sorusundan ibaret değil.

Asıl tartışma giderek şu noktaya taşınıyor:

Dini özgürlük ile kamu denetimi arasındaki sınır nerede başlamalı, nerede bitmeli?

N-VA: “BATI DEĞERLERİ DE DENETLENMELİ”

N-VA cephesi ise camilerin yalnızca mali yapılarının değil, toplumsal ve ideolojik faaliyetlerinin de dikkatle takip edilmesi gerektiğini savunuyor.

Özellikle kadın ve erkek eşitliği gibi temel demokratik ve Batılı değerlerin camilerde nasıl ele alındığı konusunda daha sıkı bir denetim talep ediliyor.

Bu yaklaşım, tartışmayı mali şeffaflığın ötesine taşıyarak entegrasyon, değerler, yabancı nüfuz ve toplumsal uyum başlıklarına genişletiyor.

GENT’TE KRİTİK SORU: DENETİM Mİ, ÖNYARGI MI?

Gent’teki tartışmanın merkezinde artık tek bir soru var:

Camiler daha fazla denetlenmeli mi, yoksa denetim yapılırken dini kimlik nedeniyle ayrımcılık ve önyargıdan kaçınılmalı mı?

Yüksel Kalaz’ın yaklaşımı, “aynı kurallar herkes için geçerli olsun, ancak camiler sırf cami oldukları için şüpheli muamelesi görmesin” anlayışını öne çıkarıyor.

Christophe Peeters ise resmi tanınmayı şeffaflık, profesyonelleşme ve kamu kurumlarıyla daha net bir ilişki açısından olumlu görüyor.

Muhalefet ise daha ileri giderek, tanınmayan camilerle bağlantılı kuruluşlara yönelik kamu desteğinin de sorgulanmasını istiyor.

TARTIŞMA SADECE CAMİLERLE İLGİLİ DEĞİL

Gent’te yaşanan tartışma, Belçika’daki daha geniş bir sorunun da yansıması:

Dini topluluklar topluma ne kadar entegre olmalı, devlet ne kadar denetlemeli ve kamu kaynaklarından yararlanmanın kriterleri ne olmalı?

Bir tarafta güvenlik ve yabancı müdahale endişeleri…

Diğer tarafta dini özgürlük, eşit muamele ve toplumsal katılım…

Gent Belediye Meclisi’ndeki tartışma, bu iki yaklaşım arasındaki çizginin giderek daha fazla siyasi mücadele alanına dönüştüğünü gösteriyor.

Ve tartışmanın en kritik noktası belki de şu:

Denetim gerekli olabilir. Ancak denetimin ölçüsü kimlik değil, hukuk ve faaliyetler olmalı.

Gent’te siyasetin önündeki asıl sınav ise tam burada başlıyor:

Şeffaflık sağlanırken önyargıdan nasıl kaçınılacak?

Güvenlik sağlanırken dini özgürlük nasıl korunacak?

Kamu kaynakları denetlenirken eşitlik nasıl garanti edilecek?

Bu soruların cevabı, yalnızca Gent’teki camilerin değil, Belçika’daki farklı dini topluluklarla devlet arasındaki ilişkinin geleceğini de belirleyebilir.

YÜKSEL KALAZ BELEDİYE YÖNETİMİNİN YAKLAŞIMINA İTİRAZ ETTİ.

- “ÖNYARGILARLA YAPILAN YORUMLARI KABUL ETMİYORUZ”

- “CAMİLER KİMLİĞİNE GÖRE DEĞİL, YAPTIKLARI FAALİYETLERE GÖRE DEĞERLENDİRİLMELİ”

PVDA’lı Yüksel Kalaz, tanınmayan camilerin otomatik olarak şüpheli kuruluşlar gibi görülmesine karşı çıkıyor.

Kalaz’a göre bir caminin resmi olarak tanınıp tanınmaması, onun toplumdaki sosyal rolünü ortadan kaldırmıyor. Camilerin çevresinde faaliyet gösteren derneklerin de eğitimden kültüre, spordan gençlik çalışmalarına kadar çok sayıda sosyal faaliyette bulunduğuna dikkat çekiliyor.

Kalaz’ın temel mesajı ise şu:

Bir dernek sübvansiyon şartlarını karşılıyorsa, yalnızca bir camiyle bağlantılı olduğu gerekçesiyle önüne ek engeller konulmamalı.

Ona göre belediyelerin yapması gereken, kuruluşların kimliğine değil, faaliyetlerine ve sübvansiyon şartlarına bakmak.

Kalaz, camilere yönelik genelleştirici şüphelerin ise toplumdaki kutuplaşmayı artırdığı görüşünde.

Son Haberler

Hits: [srs_total_pageViews] Visitors: [srs_total_visitors]
Copyright © GUNDEM.be
Site içeriği ve dizaynın tüm hakları GÜNDEM.be websitesine aittir.
Kopyalamak ve izinsiz kullanmak kesinlikle yasaktır.