ALTAYLI’DAN SÜLEYMANCILAR OPERASYONU HAKKINDA DİKKAT ÇEKİCİ YORUM: “FATİH SULTAN MEHMET’TEN BERİ GELENEK BU!”
Süleymancılar olarak bilinen yapının lideri Alihan Kuriş’in de aralarında bulunduğu 49 kişi hakkında gözaltı kararı verilmesi Türkiye gündemini sarstı. Operasyonun ardından gazeteci Fatih Altaylı’dan dikkat çeken bir değerlendirme geldi. Altaylı, yaşananları yalnızca adli bir operasyon olarak değil, devlet ile dini yapılanmalar arasındaki güç mücadelesinin yeni bir halkası olarak yorumladı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, kamuoyunda “Süleymancılar” olarak bilinen yapının lideri Alihan Kuriş’in de aralarında bulunduğu 49 kişi hakkında gözaltı, arama ve el koyma kararları uygulandı. Operasyon 17 ilde ve çok sayıda adreste gerçekleştirildi; şu ana kadar 30’dan fazla şüphelinin gözaltına alındığı bildirildi. Soruşturmanın mali hareketler ve MASAK raporları üzerinden yürütüldüğü açıklandı.
Operasyonun ardından tartışmanın siyasi boyutu da büyüdü. Gazeteci Fatih Altaylı, kaleme aldığı yazıda operasyonun arka planına ilişkin oldukça sert bir değerlendirmede bulundu.
“İKTİDAR MINTIKA TEMİZLİĞİ YAPIYOR”
Altaylı, operasyonu “mıntıka temizliği” olarak nitelendirirken, devlet gücünü elinde bulunduran siyasi iktidar ile bu güce ortak olmak isteyen dini cemaatlerin tarih boyunca karşı karşıya geldiğini savundu.
Altaylı’nın en dikkat çeken ifadelerinden biri ise şöyle:
“Fatih Sultan Mehmet’ten beri kafayı fazla kaldıran cemaatin ipi çekilir, cemaatin önde gelenleri temizlenir, cemaat uygun başka bir yere park edilir. Bu kez de öyle olacağından kuşkunuz olmasın. Gelenek budur.”
Bu sözler, operasyonun yalnızca mali suç iddiaları üzerinden değil, devlet-cemaat ilişkileri ve siyasi güç dengeleri açısından da tartışılmasına neden oldu.
“BELLİ Kİ BİR RAHATSIZLIK VERMİŞLER”
Altaylı, Süleymancılar ile iktidar arasındaki ilişkinin geçmişine de dikkat çekerek, cemaat içerisinde bir süredir devam eden iç iktidar mücadelesinin operasyonun zeminini hazırlamış olabileceğini ileri sürdü.
Altaylı’ya göre mesele, yalnızca bir cemaatin iç hesaplaşması değil; devlet içerisindeki güç alanlarının kimler tarafından kontrol edileceğiyle ilgili daha büyük bir mücadele.
Gazeteci, Süleymancıların FETÖ ile aynı konumda değerlendirilemeyeceğini belirtirken, buna rağmen yapının devlet açısından “rahatsızlık” oluşturmuş olabileceğini savundu.
GÜNDEMİN EN BÜYÜK SORUSU: MİLYARLAR NEREYE GİTTİ?
Operasyonun en dikkat çekici boyutlarından biri ise para trafiği iddiaları.
Soruşturma kapsamında MASAK incelemelerinde, bağlantılı kişi ve şirketler üzerinden 100 milyar TL’yi aşan tutarın çeşitli yöntemlerle yurt dışına çıkarıldığına ilişkin tespitler bulunduğu bildirildi. Ayrıca şirketlerde yüksek miktarlı nakit girişleri, sermaye artırımları, ticari kayıtlarla uyumsuz döviz transferleri ve şüpheli mali işlemler de soruşturma kapsamında inceleniyor.
Altaylı ise yazısında kamuoyunda gündeme gelen “200 milyar TL yurt dışına çıkarıldı” iddiasına dikkat çekerek çok daha temel bir soru yöneltti:
“Bunca para bir cemaatin elinde toplanırken ve yurt dışına gönderilirken devletin kurumları neredeydi?”
İşte tartışmanın en kritik noktası da burada düğümleniyor.
Eğer milyarlarca liralık para trafiği yıllar içerisinde gerçekleştiyse, yalnızca bugün bu paranın peşine düşülmesi değil, bu finansal hareketliliğin geçmişte neden yeterince denetlenmediği sorusu da cevap bekliyor.
“BUGÜN YAKALAMAK İYİ HOŞ DA…”
Altaylı’nın yazısındaki en sert eleştiri ise devlet kurumlarının geçmişteki denetim sorumluluğuna yönelik.
Gazeteci, özetle şu soruyu gündeme getiriyor:
Milyarlarca liralık ekonomik güç yıllar boyunca büyürken devletin ilgili kurumları bunu nasıl görmedi?
Bu soru, operasyonun bundan sonraki aşamasında yalnızca gözaltı ve mal varlıkları üzerinden değil, finansal sistemin nasıl işlediği, kimlerin bu yapıların ekonomik büyümesine izin verdiği ve kamu kurumlarının geçmişteki denetim mekanizmalarının ne kadar etkin olduğu üzerinden de tartışılacağının işareti.
Adalet Bakanı Akın Gürlek ise operasyonun dini bir görüşe veya cemaate yönelik olmadığını, mali yapılanmaya yönelik bir soruşturma olduğunu belirtti.
OPERASYONUN ARDINDAN YENİ BİR DÖNEM Mİ BAŞLIYOR?
Alihan Kuriş ve beraberindeki isimlere yönelik operasyon, Türkiye’de dini cemaatlerin ekonomik ve siyasi ağına ilişkin tartışmayı yeniden alevlendirdi.
Bir tarafta savcılık soruşturması, MASAK tespitleri ve mali suç iddiaları bulunuyor.
Diğer tarafta ise Altaylı’nın dikkat çektiği “devlet ile cemaat arasındaki güç mücadelesi” tartışması var.
Şimdi gözler soruşturmanın ilerleyen aşamalarında.
Kimler tutuklanacak?
Hangi şirketlere ve mal varlıklarına el konulacak?
Para trafiğinin gerçek boyutu ne kadar?
Ve en önemlisi, yıllardır büyüyen bu ekonomik yapının oluşmasına devlet kurumları nasıl göz yumdu?
Türkiye’nin gündemini sarsan operasyonun asıl büyük hesaplaşması belki de bu soruların cevapları ortaya çıktığında başlayacak.

