Haberin yayım tarihi
2026-07-07
Haberin bulunduğu kategoriler

GURBETTEN MEMLEKETE..

  • MAALESEF EN ÇOK DEĞİŞEN ŞEY İNSANIMIZ OLMUŞ.

Ben Türkiye'de doğdum.

Bu topraklarda yürümeyi öğrendim. İlk arkadaşlıklarımı burada kurdum. Çocukluğumun kokusu, annemin sesi, babamın nasırlı elleri, mahallenin sokakları hep bu memlekete ait.

Sonra hayat beni genç yaşta Belçika'ya götürdü.

Neredeyse elli yıl geçti...

Ömrümün büyük kısmı gurbette geçti ama kalbim hiçbir zaman Türkiye'den ayrılmadı.

Her bayramda, her ezan sesinde, her Türk bayrağını gördüğümde içimde tarifsiz bir özlem büyüdü.

"Bir gün memleketime döneceğim..." diye yaşadım.

Yıllarca bunun hayalini kurdum.

Ama bugün anlıyorum ki insan bazen doğduğu yere dönebiliyor; çocukluğuna ise asla...

Her gelişimde sokaklar aynı sokaklar gibi görünüyor.

Dağlar aynı dağlar...

Deniz aynı deniz...

Ama insanlar...

İnsanlar sanki başka insanlar olmuş.

Eskiden kapısını çaldığımız komşular vardı.

Şimdi kapısını çalmaya çekindiğimiz insanlar var.

Eskiden güven vardı.

Şimdi şüphe var.

Eskiden "ayıptır" denilen şeyler vardı.

Şimdi "uyanıklık" diye alkışlanan davranışlar var.

Bir esnafa giriyorsunuz; önce cebinize bakılıyor.

Bir usta çağırıyorsunuz; güvenmekte zorlanıyorsunuz.

Bir iş yaptırıyorsunuz; acaba kandırıldım mı diye düşünmeden edemiyorsunuz.

En acısı da bu...

İnsan kendi ülkesinde kendini yabancı gibi hissetmemeli.

Ben Avrupa'da elli yıl yaşadım.

Elbette oranın da sorunları var.

Hiçbir ülke kusursuz değil.

Ama orada bana en çok dokunan şey, insanların birbirine ve kurallara duyduğu saygı oldu.

Müdür de sıraya giriyor.

Belediye başkanı da trafikte kırmızı ışıkta bekliyor.

Kimse bunu büyüklük meselesi yapmıyor.

Çünkü asıl büyüklük, kurallara herkes gibi uymakta saklı.

Biz ise çoğu zaman birbirimizi geçmenin yollarını arıyoruz.

Hakkımız olmayanı elde etmeyi başarı sayıyoruz.

Gösteriş uğruna borçlanıyor, sonra hayatın pahalılığından yakınıyoruz.

Kendi hatalarımızı görmek yerine hep başkalarını suçluyoruz.

Evet...

Ekonomi zor.

Hayat pahalı.

Bunları inkâr edecek değilim.

Ama vicdanın, dürüstlüğün ve ahlakın enflasyonu olmaz.

Kul hakkının döviz kuru olmaz.

Doğruluğun ekonomik krizi olmaz.

Bir ülkeyi sadece hükümetler değiştiremez.

Bir ülkeyi önce insanı değiştirir.

Yere çöp atmayan insan değiştirir.

Sıraya kaynak yapmayan insan değiştirir.

İşini hakkıyla yapan usta değiştirir.

Müşterisini aldatmayan esnaf değiştirir.

Emeğin hakkını veren işveren değiştirir.

Çünkü güçlü devlet, güçlü insanın omuzlarında yükselir.

Bugün bütün kırgınlıklarıma rağmen yine aynı şeyi söylüyorum:

Ben bu memleketi çok seviyorum.

Belki de bu yüzden bu kadar üzülüyorum.

Çünkü insan en çok sevdiğine kırılır.

Ben Türkiye'den vazgeçmedim.

Vazgeçmeyeceğim de.

Ama artık yolların, binaların, köprülerin değil...

İnsanımızın yeniden güzelleşmesini istiyorum.

Çünkü biliyorum ki bir ülkenin gerçek zenginliği ne altınıdır ne de betonu...

Gerçek zenginliği, vicdanlı insanlarıdır.

Allah bu millete yeniden birbirine güvenen, birbirinin hakkını gözeten, merhameti ve dürüstlüğü önceleyen güzel günler nasip etsin.

Çünkü biz değişirsek, Türkiye değişir.

Ve o gün, gurbette yaşayan milyonlarca insan memleketine sadece bedenini değil, gönlünü de huzurla getirebilir.

Son Haberler

Hits: [srs_total_pageViews] Visitors: [srs_total_visitors]
Copyright © GUNDEM.be
Site içeriği ve dizaynın tüm hakları GÜNDEM.be websitesine aittir.
Kopyalamak ve izinsiz kullanmak kesinlikle yasaktır.