Haberin yayım tarihi
2026-07-07
Haberin bulunduğu kategoriler

DÜNYA TÜRKİYE'Yİ DEĞİŞTİRMEDİ; TÜRKİYE DÜNYANIN DEĞİŞTİĞİNİ GÖRDÜ

- Salih Altınışık

Yarın NATO zirvesi başlayacak. Liderler aynı masaya oturacak. Aynı aile fotoğrafını verecek. Aynı diplomatik cümleler kurulacak. "Birlik", "dayanışma", "ortak değerler" ve "uluslararası hukuk" ifadeleri yine bildirilerin süslü satırlarında yer alacak.

Fakat bu zirvenin gerçek hikayesi bildirilerde değil, susulan cümlelerde saklıdır. Çünkü dünya artık eski dünya değildir ve bu gerçeği en geç kabul edenler, yıllarca dünyaya düzen öğretmeye çalışanlardır.

Uzun yıllar Türkiye'ye demokrasi dersi verenler, bugün güvenlik için Ankara'nın kapısını çalıyor. Yıllarca yaptırım tehdidinde bulunanlar, bugün Türk savunma sanayiiyle ortaklık arıyor. Yıllarca "Türkiye eksen kayıyor" diyenler, bugün NATO'nun ekseninin Türkiye olmadan taşınamayacağını görüyor. Bu, bir ülkenin değil; tarihin ironisidir. Uluslararası ilişkilerde dostluk yoktur. Kalıcı düşmanlık da yoktur. Sadece kalıcı çıkarlar vardır.

Bugün Washington'ın, Brüksel'in ve Avrupa başkentlerinin Ankara'ya bakışı değişmediyse bile, Ankara'ya olan ihtiyaçları değişmiştir. Çünkü Karadeniz'in kilidi Türkiye'dedir. Akdeniz'in dengesi Türkiye'siz kurulamaz. Kafkasya'nın denklemi Türkiye'siz çözülemez. Orta Doğu'nun güvenliği Türkiye görmezden gelinerek inşa edilemez.

Enerji yolları, göç yönetimi, tahıl koridorları, terörle mücadele, savunma sanayii.

Her başlığın sonunda aynı isim yazıyor; Türkiye.

Bugün bazı çevreler bunu bir siyasi zafer olarak okumaya çalışıyor.

Hayır.

Bu ne bir partinin ne de bir hükümetin meselesidir. Bu, bin yıllık devlet aklının ve coğrafyanın kaçınılmaz sonucudur. Çünkü coğrafya, bazen tarihten bile güçlüdür. Haritalar seçim sonuçlarından daha uzun ömürlüdür. Devletler liderlerle yükselmez. Liderler, devletlerin tarih içinde açtığı koridorlarda yürür. NATO Zirvesi'nin en önemli gerçeği de budur. Artık mesele Türkiye'nin Batı tarafından kabul edilmesi değildir. Batı'nın, Türkiye gerçeğini kabul etmek zorunda kalmasıdır. Fakat burada Ankara'nın da unutmaması gereken hayati bir gerçek vardır. Jeopolitik önem, sonsuz bir kredi değildir. Stratejik değer, ekonomik güçle, ekonomik güç hukukla, hukuk ise kurumsal güvenle desteklenmediği sürece hiçbir jeopolitik avantaj kalıcı değildir.

Devletler savaş meydanlarında değil, çoğu zaman yanlış özgüven yüzünden kaybeder. Türkiye bugün tarihi bir eşiğin üzerindedir. Bu eşik, yalnızca askeri güçle değil; akıl, diplomasi, ekonomi ve hukukla aşılabilir.

Yarın NATO masasında herkes konuşacak ama aslında masada görünmeyen iki aktör olacak.

Birincisi coğrafya, ikincisi tarih.

Ve ikisi de aynı şeyi fısıldıyor, Türkiye artık kendisine biçilen rolü oynayan bir ülke değildir. Türkiye, oyunun kurallarını etkileme kapasitesine ulaşmış bir devlettir.

İşte bu yüzden yarın başlayacak NATO Zirvesi'nin en önemli sorusu, "NATO nasıl değişecek?" değildir.

Asıl soru dünya değişirken, bu değişimi en doğru okuyabilen devletler kimler olacak?

Çünkü 21. yüzyılın büyük mücadeleleri artık cephelerde değil masalarda kazanılacaktır ve o masalarda sandalyesi olan değil; masanın yerini belirleyen devletler tarihe yön verecektir.

Son Haberler

Hits: [srs_total_pageViews] Visitors: [srs_total_visitors]
Copyright © GUNDEM.be
Site içeriği ve dizaynın tüm hakları GÜNDEM.be websitesine aittir.
Kopyalamak ve izinsiz kullanmak kesinlikle yasaktır.