Uzun bir Karadeniz ve Anadolu turunun son duraklarından biri Kastamonu oldu. Tarihi dokusunu koruyarak büyüyen bu kadim şehir, sakinliği, huzuru ve köklü geçmişiyle ziyaretçilerini adeta başka bir zamana götürüyor.
Kastamonu'yu birkaç saat içinde gezip tanımak mümkün değil. Çünkü bu şehir yalnızca sokaklardan, meydanlardan ve tarihi yapılardan ibaret değil; insanlık tarihinin derin izlerini taşıyan yaşayan bir açık hava müzesi niteliğinde.
Şehrin her köşesinde farklı bir tarih sayfasıyla karşılaşmak mümkün. Selçuklu'dan Osmanlı'ya uzanan izler, Kastamonu'nun mimarisinde, camilerinde, medreselerinde, köprülerinde ve eski şehir dokusunda bugün hâlâ yaşamaya devam ediyor.
Kastamonu'nun tarihine son bin yılda Türk-İslam medeniyeti de güçlü bir damga vurmuş. Bu nedenle şehir, Anadolu'nun tarihî ve kültürel zenginliğini en yoğun şekilde hissedebileceğiniz merkezlerden biri olarak öne çıkıyor.
CUMA GÜNÜ NASRULLAH CAMİİ'NDE MANEVİ BİR HUZUR
Kastamonu ziyaretimizin cuma gününe denk gelmesi ise ayrı bir anlam taşıdı.
Şehrin kalbinde yükselen Nasrullah Camii, cuma namazı öncesinde ve sonrasında yaşanan manevi atmosferiyle ziyaretçilerine farklı bir huzur yaşatıyor.
İslam aleminin huzuru, mazlumların selameti ve insanlığın barışı için burada dua etmek, tarih boyunca nice insanın ibadet ettiği bu kadim mabette bulunmanın anlamını daha da derinleştirdi.
1506'DAN BUGÜNE UZANAN MUHTEŞEM MİRAS
Kastamonu'nun en önemli sembollerinden biri olan Nasrullah Camii, 1506 yılında II. Bayezid döneminde Nasrullah Kadı tarafından yaptırıldı.
Cami, yalnızca bir ibadet mekânı olarak değil; meydanı, şadırvanı, köprüsü ve sonradan eklenen medresesiyle bir külliye olarak tasarlandı.
Osmanlı döneminde Kastamonu'da inşa edilen önemli anıtsal yapılardan biri olan cami, bugün kentin tarihî kimliğinin en güçlü simgelerinden biri olmayı sürdürüyor.
İlk inşa edildiğinde altı kubbeli olan yapı, 1746 yılında Kastamonulu Reisülküttab Hacı Mustafa Efendi tarafından gerçekleştirilen kapsamlı onarımla genişletildi. Mihrap yönüne üç kubbe, batı tarafına aynalı tonozlu bölümler ve son cemaat yeri eklendi. Böylece cami bugünkü dokusunun önemli bir bölümüne kavuştu.
1875 yılında ise Kastamonu Valisi Naşid Paşa'nın öncülüğünde toplanan yardımlarla bir başka kapsamlı onarım gerçekleştirildi.
Bugün Ulu Cami tipindeki yapı, altı kâgir ayak üzerine oturan dokuz kubbesiyle dikkat çekiyor. Tuğla ve taşın birlikte kullanıldığı almaşık duvarları, kurşun kaplı üst örtüsü, son cemaat yeri ve mimari detaylarıyla Osmanlı klasik döneminin önemli izlerini taşıyor.
NASRULLAH CAMİİ VE İSTİKLAL MÜCADELESİNİN HATIRASI
Nasrullah Camii'ni Türk tarihi açısından daha da özel kılan önemli bir başka olay ise Milli Mücadele yıllarında Mehmet Akif Ersoy'un burada verdiği vaazlar.
İstiklal Marşı'nın şairi Mehmet Akif Ersoy, Anadolu'da Milli Mücadele'ye destek vermek amacıyla yaptığı çalışmalar kapsamında Kastamonu'ya geldi ve Nasrullah Camii'nde halka hitap etti.
Mehmet Akif'in burada verdiği vaazlar, Milli Mücadele döneminde halkın birlik ve beraberlik duygularının güçlenmesinde önemli bir yere sahip oldu.
İstiklal Marşı'nın TBMM'de kabul edilmesinden önce Nasrullah Camii'nde okunmuş olması da bu tarihi mabedi, yalnızca Kastamonu'nun değil, Türkiye'nin Milli Mücadele hafızasının önemli mekânlarından biri haline getiriyor.
KASTAMONU'YU ANLAMAK İÇİN ZAMAN GEREKİYOR
Kastamonu'yu gezerken insanın aklına tek bir düşünce geliyor:
Bu şehir birkaç saatte gezilecek bir şehir değil.
Her sokağında başka bir hikâye, her yapısında başka bir dönem, her taşında geçmişten kalan bir iz var.
Tarihini koruyarak büyümeyi başaran Kastamonu, modern hayat ile geçmişin mirasını aynı şehirde buluşturuyor. Şehrin sakinliği, insanlarının huzurlu yaşamı ve tarihî dokunun korunmuş olması, Kastamonu'yu Anadolu'nun özel şehirlerinden biri haline getiriyor.
Uzun bir turun son duraklarından biri olarak Kastamonu'ya gelmek, aslında yolculuğun sonuna değil, Anadolu'nun binlerce yıllık tarihine açılan yeni bir kapıya ulaşmak gibi.
Ve cuma günü Nasrullah Camii'nde İslam aleminin huzuru için edilen dualar eşliğinde Kastamonu'dan ayrılırken geriye tek bir duygu kalıyor:
Bazı şehirler gezilir, bazı şehirler ise yaşanır. Kastamonu, mutlaka yaşanması gereken şehirlerden biri.

