Unutmak bizim kültürümüzde hoş karşılanmaz. Hatıralar canlı tutulur, nesilden nesile aktarılır. Hatta "Unutmak ihanettir" sözü ile toplumsal hafızanın korunması, tarihsel olayların ve büyük mücadelelere ya da acılara sebep olan durumların unutulmaması gerektiği vurgulanır.
Bir millet, çocuklarına ne anlatırsa o yaşar, canlı kalır. Bazı anlar vardır; yaşanırken destan, anlatılırken tarih, unutulurken ihanet olur. Bu meşakkatli yolculuk sofra başlarında, okul sıralarında, mahalle köşelerinde anlatılmalı, camilerde, derneklerde nesilden nesile aktarılmalıdır.
Bu çarpıcı ifadeleri kullanma nedenim 1963 yılından bugüne Belçika'ya ilk gelen nesillerimizin taşıdıkları değerleri, yaşadıkları çileleri, zorlukları bugün yetişen ve bundan sonra gelecek olan nesillere aktarmanın kimliğimiz ve kişiliğimiz için ne kadar önemli olduğuna vurgu yapma amaçlıdır.
Avrupa’da doğan her çocuk; bu necip milletin yeryüzünde ne için var olduğunu, atalarının bu ülkelere geliş amacını, yaşadıklarını ve bıraktıkları mirasın ne anlama geldiğini bilmeleri öğrenmeleri gerekir.
Eğer Avrupa’da 63 yıllık göç tarihi her fırsatta, her düzeyde anlatılmaz, ders kitaplarının soğuk satırlarında kalan bir paragraf hâlinde sunulursa o yaşanmış zor yılların anlamı, ruhu, izleri kaybolur gider.
AKÇAABAT UĞURLU KÖYÜNDE AHİRETE GÖÇMÜŞ DEĞERLERİMİZİN İZLERİNİ ARADIM.
Kişilik olarak büyüklerime hep saygılı olmuşumdur. Hele hele toplumda karşılığı olan kendisine ailesine topluma yararı olanlara sevgi ve saygıda hiç kusur etmemeye özen göstermişimdir.
Babam Mustafa Dönmez 1963 yılında Belçika’ya gelmişti. Ben ise 1977 yılda genç bir lise mezunu olarak gelmiştim. 1978 yılnda ise Houthalen Meulenberg semtinde aldığımız ev sayesinde daha önceleri tanımadığımız anacak yıllar geçtikçe bir köyün insanları haline geldiğimiz bir çok insanla tanıştık, komşu olduk, dost olduk, arkadaş olduk.
NUR YÜZLÜ HASAN AMCA
Hasan Kanlı babamın çok değer verdiği bir dostuydu. Dürüstlüğü ve mertliği ile bilinirdi. Onun kitabında yanlış olmazdı.
Hasan amca beni de çok severdi. Gördüğünde yeğenim işlerin nasıl gidiyor diye sorardı.
Birgün bekar gençlere verdiği bir tavsiyeye şahit oldum.
Şöyle diyordu; ‘’Evlenmek dinimizin emridir. İslâm'da evlilik ibadet ve sünnettir. İslam dininde evlilik, toplumun temel yapı taşı ve ahlakın korunması için önemli bir görevdir. Evlilik, insanı haramdan, zinadan koruyan, iffet ve namusu muhafaza eden meşru bir yoldur. Unutmayın Peygamberimizin tavsiyesi böyledir. Ancak evlilik rastgele yapılmaz. İyi yerden, iyi bir aileden biri ile evlenin. Asalet iyi bir eş ile kurulur. Habu söylediklerimi hiç aklınızdan çıkarmayın’’
Nur yüzlü Hasan amcanın geçlere verdiği öğüt halen aklımdadır. Sen ne büyük insandın Hasan amca. Mekanın cennet olsun.
REFİYE TEYZE, OSMANLI KADIN
Bizde bazen Osmanlı kadın, şeklinde bir deyim kullanılır. Mecazi kullanımda bu söz otoriter, ağır başlı, görgülü ve dirayetli kadını temsil eder. Annem arkadaşı için öyle söylerdi. Kendisine çok değer verirdi. Çevresi tarafından çok sevilen bir kişilikti. Dünyaya altın değerinde çocuklar yetiştirerek aramızdan ayrıldı. Mekanı cennet olsun inşallah.
ÖRNEK İNSAN TEMEL ERTEM ABİ.
Benim Meulenberg’de 50 yıla yakın bir geçmişim var. İlk nesil ve özellikle 2. Nesilden olanların büyük bir bölümünü yakından tanırım, bilirim.
Çok kıymet verdiğim, değerli bulduğum şahsiyetler olduğu gibi ıslah olması için dua ettiklerim de oldu.
Temel Ertem Hasan Amca’nın büyük damadı idi. O da ilk neslin çilelerini yaşayan bir maden işçisi idi. Akıllı, dindar, ahlaklı ve bilgili bir insandı.
Houthalen Yeşil Camii’nin kuruluşunda emeği geçenlerden biri olarak toplumun gelişimine, örgütlenmesinde büyük çaba harcamış bir insandı.
Birgün Cuma Namazı öncesi cami lokalinde yapılan bir sohbette, ülkemizin bölgeleri ve insanları üzere kıyaslama yapan birine müdahale etmiş; ‘’ İslam inancına ve Peygamber Efendimiz Hazret-i Muhammed'in (s.a.v.) hadis-i şeriflerine göre insanların en hayırlısı ve en üstünü, Allah'tan en çok korkan ve O'na karşı sorumluluklarının bilincinde olan, yani takva sahibi olan kimsedir’’ diyerek konuşanı susturmuştu.
Okumayı, bilgi sahibi olmayı severdi. Duyumlarla konuşmanın insanı yanlış yola sevkedebileceğini, bir şeyden emin olmadan konuşulmasını doğru bulmazdı.
Kısaca örnek insandı verselam.
Vefatından belkide 10 gün önceydi. Korona salgını nedeniyle camide epey bir süre görüşememiştik. Tesadüfen yolda karşılaşmış ayak üstü sohbet etmiştik. Bu son görüşmemiz olmuştu.
Bir kaç gün sonra Refiye teyzeyi kaybetmiştik. Memlekette toprağa verilmesinin üzerinden kısa bir süre sonra Temel Ertem ağabeyimizi de kaybettiğimiz haberi geldi.
Çok derin bir üzüntü duymuştum. Meulenberg çok kıymetli bir değerini yitirmişti. Kendisi ile vedalaşma şansımız olmamıştı.
Bu durum içimde bir burukluk bir ukde bırakmıştı.
Bu duygularla Trabzon Akçaabat Uğurlu köyüne giderek mezarlarını buldum. Dualar okuduk, geçmişi hafızalarımızda kalanlarla yeniden yad etmiş olduk.
Ruhu Şad, Mekanı Cennet olsun İnşallah.
Bu değerlerimizi unutmadık, unutmayacağız inşallah
Ya Rabbi !
Bu güne dek ahrete göçenlerimizin varsa günahlarını affeyle, makamlarını, cennet eyle.
Peygamberimizin (s.a.v) şefaatine nail eyle....
Uzaktan ve yakından ne kadar aziz din kardeşimiz var ise kardeşlerimizin de ölmüşlerine rahmet, geride kalanlarına sıhhat ve afiyet ihsan eyle.
Ya Rabbi!
Bu fani dünyadan ebedi dünyaya göç eden Kanlı ailesinin büyüklerinin kabirlerini cennet bahçelerinden bir bahçe eyle, onlara kabir azabı yaşatma. Kabirlerini nurla doldur, mekanlarını cennet eyle.
Amin, Amin, Amin









