Haberin yayım tarihi
2026-10-08
Haberin bulunduğu kategoriler

BALIKESİR’DE BİR BABA DOSTU: ‘’MEHMET ERDİL’’

Bazı insanlar vardır; hayatımıza sadece kendi varlıklarıyla değil, aynı zamanda babamızın saahiplendiği, değer verdiği hatıraları ile girerler.

Onları gördüğümüzde yüzümüzde bir tebessüm, içimizde tarifsiz bir sıcaklık oluşur. Çünkü onların sesinde, sözünde, bakışında biraz babamızı buluruz.

Baba dostu olmak, sıradan bir dostluk değildir.
O dostlukta yılların hatırası, birlikte çekilen sıkıntılar, paylaşılan ekmek, edilen sohbetler ve yarım asrı aşan anılar vardır.

Bazen bir “Nasılsın evlat?” sözü, insanın yüreğine dokunur. Çünkü o sözün içinde sadece bir soru değil, babanın bize bıraktığı dostluğun devamı vardır.

Babalarımız belki aramızdan ayrılmış olabilir. Ama onların dostları hayattaysa, sanki onlardan bir parça hâlâ bizimle yürür.

Bu yüzden baba dostlarının yeri başkadır.
Onlara duyulan saygı, aslında biraz da babamıza duyduğumuz vefanın bir ifadesidir.

Yıllar geçer, insanlar değişir, hayat bizi farklı yerlere savurur. Ama bazı dostluklar vardır ki zaman onları eskitemez.

Çünkü onlar sadece babamızın dostu değil, bizim de gönül hanemizin misafirleridir.

ZOLDER MADEN OCAĞINDA CAN YOLDAŞLIĞI

Bir maden ocağında kader arkadaşlığı, aynı ekmeği paylaşmaktan çok daha derin bir anlam taşır. Çünkü madenci, yerin yüzlerce metre altında yalnızca çalışma arkadaşının değil, hayatının emanet edildiği insanın yanında çalışır.

Aynı karanlıkta çalışan, aynı tehlikeyi göğüsleyen, birbirinin canını kendi canı kadar önemseyen insanların kardeşliğidir.

Yer altında insanın unvanı, parası, makamı yoktur. Orada herkes aynıdır. Birinin ayağı kaysa diğeri elinden tutar; bir tehlike anında kimse arkadaşını geride bırakmaz. Çünkü madenciler bilir ki yerin altında insanın en büyük güvencesi yanındaki arkadaşının vicdanı, cesareti ve dayanışmasıdır.

Bu nedenle maden arkadaşlığı, zamanla kardeşliğe, kader arkadaşlığına ve ömür boyu süren bir gönül bağımıza dönüşür.

Belki yıllar sonra aynı ocakta çalıştığın arkadaşını görürsün; saçları ağarmış, yüzü değişmiş olabilir. Ama göz göze geldiğinizde o eski günler yeniden canlanır. Çünkü sizi birbirinize bağlayan şey sadece aynı işyerinde çalışmış olmak değildir.

Aynı karanlığı paylaşmış, aynı tehlikeden geçmiş, aynı ekmeği bölüşmüş ve aynı hayata tutunmuşsunuzdur.

BABAM MUSTAFA DÖNMEZ’İN CAN DOSTU MEHMET ERDİL

Babam Mustafa Dönmez’de 1963 yılında Belçika’ya giden kafileler arasında bulunuyordu.  Memleketin birçok farklı bölgelerinde gelen Türk gençleri yıllarca  aynı kaderi paylaşmak, birlikte ekmek parası kazanmak üzere bin metre yerin altında birlikte toz toprak içerisinde iş başı yapmışlardı.

Babamın ilk iş arkadaşlarından birisi de Balıkesirli Mehmet Erdil olmuştu. Ben ise kendisini 1977 yılında tanımıştım. Belçika’ya gittiğim ilk aylarda babam arkadaşlarını baba bir bir tanıtıyordu. Oğlum işte bu Mehmet Erdil, bu koca yiğit Kamil Cesur, bak bu yakışıklı adam Balıkesirli Cavit amcan. Onları böyle tanımıştım.

Babam 1937 doğumlu idi, 2000 yılında 63 yaşında vefat etti.

MEHMET AMCA NE BABAMI NE DE BENİ UNUTMAMIŞ.

Babamın çok sevdiği iş arkadaşı Balıkesirli Mehmet Erdil hakkında oğlu ve benim de arkadaşım Ömer Erdil’den haberler alıyordum. Çok değerli arkadaşım Balıkesirli Fikret Alpak’ta zaman zaman bilgi verdiği oluyordu.

Mehmet amcayı hep görmek istemiştim. Bu yıl nasip oldu. Bir araya geldiğimizde gerçekten çok heyecanlanmıştım. Onlarında ne kadar mutlu olduklarını görmek bizi de çok mutlu etti.

Mehmet amca, Necla teyze ve kızları Emel bizleri unutmamışlar. Konuşmaya başlayınca aradan yıllar geçse de hatıralar bir bir tazelenmiş oldu.

ŞİMDİ MEHMET AMCAYI VE NECLA TEYZE’Yİ YAKINDAN TAMIYALIM

Mehmet Erdil:

“Ben 1936 doğumluyum. Balıkesir’de doğdum büyüdüm. İlkokul mezunuyum. 1956 yılında askere gittim, askerlikten geri döndükten sonra kendi işlerimizde çalıştık. İşlerimiz önceleri iyi idi. 1960 yılında yapılan darbeden sonra işlerimiz bozuldu. Sonra başka çareler aramaya başladık. Yurt dışında iş varmış dediler. Biz de yazıldık. Böylece 1963 yılında Belçika maceramız başlamış oldu.

Yer altında memleketin değişik bölgelerinden gelen insalarla aynı kader paylaştık. Ekmek paramızı kazanmak için bin metre yerin altında toz toprak içerisinde yıllarca çalıştık. Maden ocağında biz birbirimizin sadece çalışma arkadaşı değil, yerin altında birbirimizin can yoldaşıydık. Adapazarlı Mustafa Dönmez, Posoflu Kamil Cesur, Gümüşhaneli Mehmet Ali Yılmaz benim iş arkadaşlarımdı.”

Mehmet amca geçirdiği bir rahatsızlık sonrası her şeyi çok net hatırlayamıyor. Necla teyze devreye girerek kendisini tamamlıyor. Onun hafızası çok dinamik, çok canlı. Her şeyi dün gibi hatırlıyor.

Hikayenin geri kalanını kendisi Necla teyze tamamladı:

‘’Bende Balıkesir’de doğdum büyüdüm. İlkokulu okudum. Eşim ile askerlik sonrası evlendik.

Çalışkan biriydi. İşi vardı. Ancak 1960 yılında yapılan darbe sonrası eşimin işleri bozulmuştu. Yeni ve sürekliliği olan bir iş sahibi olmak istedi. O zamanlar Almanya’ya gidenler olduğunu duymuştuk. O da yurt dışında çalışmak için iş bulma kurumuna müracaatta bulundu. Kabul evrakı postaneye geldiğinde ilk gören babam olmuştu. Babam postanede şef olarak görev yapıyordu. Hemen gelip bizi haberdar etti.

Eşim 1963 yılında eşim Belçika’ya gitti. O zamanlar yurt dışı işini bir süre çalışıp para kazanıp geri gelir diye düşünmüştük. Ancak bunun böyle kolay olmadığı anlaşıldı.

Aradan bir yıl geçmişti. Ben de eşimin yanına gitmek istedim. Babam buna karşı çıkmıştı. Bir yabancı memlekette yaşama konusunda kaygılıydı. Eşim de beni gelip almak istemişti. İş yeri izin vermemişti. Sözleşmesini fes ettirmiş Türkiye’ye gelmişti. Sonra pasaportumuzu aldık ve beraber tekrar Belçika’ya gittik. Aynı iş yerinde tekrar yeni sözleşme imzaladı ve çalışmaya başladı.

Belçika’da ilk kaldığımız yer Beringen’de  Brelaar-Heide semtinde 1 yıl kadar oturduk. Sonra Koersel, daha sonra hemşerilerimizin de yoğun olarak yaşadığı Heusden-Zolder’e geldik. Ve orada uzun yıllar ikamet ettik.

Aradan yıllar geçti. Bir oğlan 2 kız, 3 çocuğumuz oldu. Onların eğitimi konusunda bazı kararlar almıştık. Çocuklarım Ömer, Emel, Fatma eğitimlerinin bir bölümünü Türkiye’de yaptılar. Biz o zamanlar nasıl bir yol izlememiz gerektiği konusunda çok bilinçli değildik. Önceleri Türkiye’de eğitim almalarının iyi olacağını düşünmüştük. Sonradan iki farklı ülkede ikili yaşamanın ne kadar zor olduğunu gördük. Çocuklarımızın eğitimi konusunda çok başarılı olduğumuz söylenemez. Hep bir taraf eksik kaldı.

Aradan yıllar geçti. Hepsi iş sahibi oldular. Şimdi torunlarımız yetiştiler. 2 çocuğum Türkiye’de yaşıyor, en küçük kızım ise Belçika’da evlilik yaptı ve orada kaldı. Yani Belçika’dan hiçbir zaman tam olarak kopamadık.

Eşim Zolder maden ocağında 24 yıl çalıştı. Emekli olduktan sonra eşimle birlikte 90’lı yılların başında Türkiye’ye geldik. Sonra oğlum da emekli oldu ve o da Türkiye’ye gelip yerleşti. Kızım Emel ise buradan evlilik yaptı ve burada kalmayı tercih etti. Küçük kızım ise Belçika’da evlik yaparak orada kaldı.

Belçika Türkiye arasında defalarca gidiş gelişlerimiz oldu. Çoğu zaman uçak yolculuğumuz oldu. Birkaç sefer arabayla gidip geldik. Bir seferinde Münih yakınlarında bir kaza geçirdik. Arabamız yoldan çıktı atakla attık. Kıl payı ölümden döndük. Daha yiyeceğimiz ekmeğimiz varmış. Allah bizi korudu.

Şimdi artık yaşlandık. Balıkesir’de ömrümüzün kalan kısmını çok mutlu bir şekilde geçirdik. Allah çocuklarımıza torunlarımıza sağlık sıhhat versin, ayaklarına taş değdirmesin. Bizim artık tek temennimiz onların gurbet hasreti çekmeden yaşadıkları yerde mutlu huzurlu bir şekilde yaşamalarıdır.

Kısaca 1963 yılından günümüze baba dostu Mehmet Erdil ve değerli eşi Necla teyzenin hayat hikayesinin özeti böyle.

Not: Baba dostu Mehmet Erdil ve değerli eşi Necla teyzeyi uzun bir zamandır hep ziyaret etmek ellerini öpmek istemişimdir. Bu yıl nasip oldu. Kendilerini iyi gördüm. Allah daha nice sağlıklı yaşlar nasip etsin inşallah. Bana bu ziyarette yardımcı olan değerli arkadaşım Fikret Alpak ve değerli eşi Fatma Alpak’a da dostlukları ve Balıkesir’de yaptıkları gönüllü rehberliklerinden dolayı çok teşekkür edrim.

Son Haberler

Hits: [srs_total_pageViews] Visitors: [srs_total_visitors]
Copyright © GUNDEM.be
Site içeriği ve dizaynın tüm hakları GÜNDEM.be websitesine aittir.
Kopyalamak ve izinsiz kullanmak kesinlikle yasaktır.