15 Temmuz 2016 darbe girişiminin üzerinden yıllar geçti. O gece yaşananlar mahkeme kararları, tanık ifadeleri, kamera kayıtları ve itiraflarla büyük ölçüde ortaya konuldu.
Buna rağmen dikkat çeken bir gerçek var: Geçmişte FETÖ yapılanmasının içinde yer alan birçok kişi, bugün bile kamuoyu önünde açık bir pişmanlık göstermiyor. Bu durum, sadece hukuki değil, aynı zamanda sosyolojik ve psikolojik açıdan da değerlendirilmesi gereken önemli bir konu.
Gazetecilik mesleği kapsamında 2008-2016 yılları arasında bu yapının birçok mensubunu tanıma fırsatım oldu. O dönem kendilerini eğitim, diyalog ve hizmet hareketi olarak tanıtıyorlardı. Ancak 15 Temmuz gecesi yaşanan darbe girişimi, devlet kurumlarına yıllarca sızan kapalı ve hiyerarşik bir yapılanmanın gerçek yüzünü ortaya çıkardı. O geceden sonra kamuoyunda en çok sorulan sorulardan biri de şu oldu: Bu kadar ağır sonuçlara rağmen neden birçok örgüt mensubu pişmanlık duymuyor?
Bu soruya cevap arayan dikkat çekici yapımlardan biri de TRT'nin Doç. Dr. Hüseyin Aydın'ın aynı adlı eserinden uyarladığı "Asırlık Gece" belgesel-drama serisi oldu. Kamera kayıtları, mahkeme belgeleri, ses kayıtları ve tanıklıklarla hazırlanan yapım, yalnızca darbe gecesini değil, darbecilerin nasıl bir zihinsel süreçten geçerek bu noktaya geldiklerini de gözler önüne seriyor.
Belgeselde anlatılan en çarpıcı örneklerden biri, Gölbaşı Özel Harekât Daire Başkanlığı'na düzenlenen saldırıya katılan eski pilot yüzbaşı Uğur Uzunoğlu. Bir polis memurunun oğlu olmasına rağmen, örgütün yönlendirmesiyle askeri kariyer yapan Uzunoğlu'nun, babasının meslektaşlarının bulunduğu binaya bomba bırakması ve buna rağmen mahkemede olaylara katılmadığını iddia etmesi, örgütsel bağlılığın bireysel vicdanın önüne nasıl geçtiğini gösteren dikkat çekici örneklerden biri olarak öne çıkıyor.
Aynı saldırıda şehit olan özel harekât polisi Yakup Sürücü'nün annesinin sözleri ise olayın insani boyutunu hatırlatıyor:
> "Ele oğul, ele evlat yetiştirin ki gidende el beğene, kalanda da yel beğene..."
Bu sözler, terörün yalnızca can kaybına değil, geride kalan ailelerde nesiller boyu sürecek acılara da neden olduğunu ortaya koyuyor.
Belgeselde yer alan bir başka sahne ise örgüte bağlılığın ulaştığı noktayı gösteriyor. Pensilvanya'da Fetullah Gülen'i görebilmek için günlerce bekleyen bir kişinin, daha sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik suikast girişimine katılan SAT komandolarından biri olduğunun anlatılması, ideolojik bağlılığın nasıl mutlak itaate dönüşebildiğine dair çarpıcı bir örnek olarak sunuluyor.
- Peki neden pişmanlık duyulmuyor?
Bu sorunun tek bir cevabı yok. Uzmanların yıllardır üzerinde durduğu bazı temel nedenler bulunuyor:
- Yoğun ideolojik bağlılık:
Kapalı örgüt yapılarında bireyler zamanla kendi muhakemelerinden çok örgütün doğrularını esas almaya başlıyor.
- Psikolojik savunma mekanizmaları:
Kişinin yıllarca inandığı bir yapının yanlış olduğunu kabul etmesi, ağır bir iç hesaplaşma gerektiriyor. Bazıları bunun yerine inkârı tercih edebiliyor.
- Grup kimliğinin baskısı:
Örgütten kopmanın sosyal çevreyi, aidiyet duygusunu ve hayatın anlamını kaybetmek olarak görülmesi, pişmanlık açıklamalarını zorlaştırabiliyor.
- Suçun sorumluluğunu reddetme eğilimi:
Bazı sanıkların mahkemelerde tüm delillere rağmen olayları inkâr etmeleri, bireysel sorumluluktan kaçma çabasının bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
15 Temmuz'un üzerinden yıllar geçmiş olsa da toplumun hafızasında hâlâ cevap bekleyen sorular bulunuyor. "Asırlık Gece" gibi yapımlar, sadece yaşananları anlatmakla kalmıyor; aynı zamanda radikalleşmenin, kör itaati esas alan yapılanmaların ve manipülasyonun bireyleri hangi noktaya taşıyabileceğini de sorguluyor.
Bugün en önemli ders, benzer yapıların yeniden güç kazanmasını önleyecek demokratik hukuk düzenini, şeffaflığı, eleştirel düşünceyi ve kurumların hesap verebilirliğini güçlendirmektir. Geçmişi unutmadan, yaşanan acılardan ders çıkararak geleceği inşa etmek, toplumun ortak sorumluluğu olmaya devam ediyor.

