Belçika'ya ilk adımı babam 1963 yılında attı. Ben ise 1977 yılında, bir maden işçisinin oğlu olarak bu ülkeye geldim. Babam gibi ben de burada çalıştım, emek verdim, hayatımı kurdum. Çocuklarım Belçika'da doğdu. Torunlarım da bu ülkenin evlatları olarak dünyaya geldi.
Aradan onlarca yıl geçti.
Bugün ailemizin Belçika ile bağı sadece yaşadığımız bir ülke olmanın çok ötesindedir. Bu ülkenin ekonomisine katkı sunduk, vergimizi ödedik, kurallarına uyduk, iyi ve kötü günlerinde yanında olduk. Kısacası Belçika'nın bir parçası olduk.
Ancak son yıllarda ilk kez geleceğe dair derin bir kaygı hissediyorum.
Kendi kendime şu soruyu soruyorum:
"Benim çocuklarım ve torunlarım bu ülkeye daha ne kadar ait olduklarını kanıtlamak zorunda kalacak?"
Bugün hâlâ bazı Belçikalı siyasetçilerin göçmen kökenli ailelerin varlığını ve geleceğini tartışma konusu yapması beni derinden yaralıyor. Belçika'da 64 yıldır yaşayan bir ailenin hâlâ "buraya ait olup olmadığı" üzerinden siyasi tartışmalar yürütülmesi kabul edilemez.
Bu sadece siyasi bir söylem değildir.
Bu, binlerce ailenin emeğine, fedakârlığına ve hayatına gösterilen büyük bir saygısızlıktır.
Bir ülkeye altmış yılı aşkın süre emek vermiş insanlara hâlâ "Siz gerçekten bizden misiniz?" duygusunu yaşatmak vicdanları yaralayan bir yaklaşımdır. Aidiyet sadece kan bağıyla değil; emekle, alın teriyle, sorumlulukla ve birlikte yaşanmış bir hayatla oluşur.
Ben bugün kendim için endişelenmiyorum. Hayatımın büyük bölümünü geride bıraktım.
Ben çocuklarım ve torunlarım için üzülüyorum.
Onlar burada doğdu, burada büyüdü, burada eğitim aldı. Hayatlarını bu ülkede kuruyorlar. Buna rağmen bazı siyasetçilerin onları hâlâ "öteki" gibi göstermesi, geleceğe umutla bakmalarını zorlaştırıyor.
Belçika'nın gücü farklı kökenlerden gelen insanları dışlamakta değil, onları eşit vatandaşlar olarak kabul edebilmektedir. Eğer yıllardır bu ülkeye katkı sunan ailelerin geleceği hâlâ tartışılıyorsa, aslında sorgulanması gereken göçmenler değil; bu ayrıştırıcı siyaset anlayışıdır.
Belçikalı siyasetçilere olan güvenim maalesef derinden sarsıldı.
Çünkü gerçek birlik, seçim dönemlerinde verilen güzel sözlerle değil; insanların onuruna, emeğine ve aidiyetine duyulan saygıyla inşa edilir.
Artık şu gerçeğin kabul edilmesi gerekiyor:
Biz bu ülkeye misafir olarak gelmedik. Biz bu ülkenin tarihine emeğimizle iz bıraktık. Çocuklarımız ve torunlarımız ise Belçika'nın bugünü ve yarınıdır.
Bunun hâlâ tartışılıyor olması ise, hepimiz adına büyük bir utançtır.
Hüseyin Dönmez / Belçika

