Her yaz aynı cümleyi duyuyoruz:
"Gurbetçiler geldi."
Peki gerçekten gurbete mi geliyorlar?
Yoksa sılaya mı?
Aslında gurbet; insanın vatanından uzakta yaşadığı yerdir.
Sıla ise insanın özlediği, dönmek istediği yerdir.
O halde yazın Türkiye'ye gelen milyonlarca insan gurbete değil, sılaya geliyor.
Belki de bu yüzden bazı şehirlerimize "Gurbetin Başkenti" demek yerine, "Sılanın Başkenti" demek daha doğru olur.
Bu düşünce dün akşam ağabeyimin köydeki şark köşesinde, babamdan kalan eski radyoyu görünce aklıma geldi.
Bir anda çocukluğuma döndüm...
Akşam işten geldiğinde ilk işi o eski radyonun düğmesini çevirmek olurdu.
Önce cızırtılar başlardı...
"Caaşş... Caaşş...Cıızz. Cızz..."
Türkiye'nin Sesi Radyosu'nu bulmaya çalışırdı.
Bazen saatlerce uğraşır, frekansı yakalayamazdı.
O zaman yönünü Budapeşte Radyosu'na çevirirdi.
Türkçe yayın yaparlardı.
Yıllar sonra anladım ki, o yayınların önemli bir kısmı
Soğuk Savaş döneminde komünizm propagandası amacıyla yapılıyormuş.
Ama o günlerde bizim için önemli olan siyaset değildi.
Türkçe bir ses duymaktı.
Bugün düşünüyorum da...
Babam aslında bir radyo istasyonu aramıyormuş.
Memleketini arıyormuş,köyünü arıyormuş.
O yıllar bugünkü gibi değildi.
Bir telefon etmek bile büyük meseleydi.
Mektuplar günlerce, bazen haftalarca yol giderdi.
Telgraf gelince herkes telaşlanırdı,şimdi gece 2'de uykunuzu bölen bir telefon sesi gibi düşünün.
Yaz tatili ise başlı başına bir maceraydı.
Klimalı arabalar yoktu,navigasyon yoktu.
Eski Yugoslavya yollarında...Belgrad'da...Zagreb'de...
Sınır kapılarında saatlerce beklenirdi.
Ama kimse şikâyet etmezdi.
Çünkü yolun sonunda sıla vardı.
Belki bu yazıyı deniz ya da havuz kenarında okuyorsunuz...
Belki memleketinizde, ailenizle birlikte bir çay içerken...
Belki de bu yıl çeşitli sebeplerle izne gidememenin burukluğunu yaşayarak gurbette...
Nerede olursanız olun, eminim bu satırlarda kendinizden bir parça bulacaksınız.
Bugün her şey değişti.
Akıllı telefonlarımız var.
Görüntülü konuşabiliyoruz.
Klimalı arabalarla, konforlu uçaklarla memlekete
geliyoruz.
Mesafeler kısaldı..."Brüksel monté Eskişehir tombé"
Ama bir şey hiç değişmedi.
Memleket özlemi...
Bekleyiş...
Ve kavuşmanın verdiği mutluluk...
Belki de mesele sadece bir kelime değildir.
İnsan nerede yaşarsa yaşasın, kalbinin bir yarısı hep başka bir yerdedir.
Belki yollar kısaldı...
Ama sılanın değeri hiç azalmadı.
İyi ki hatıralar eskimiyor...
Çünkü bazen eski bir radyo, insana bütün çocukluğunu yeniden dinletebiliyor.
İyi Pazarlar, iyi tatiller.
Sait Köse
Eskişehir, Pazar 26 Temmuz 2026
Dipnot : 2.foto Emirdağ Dağılgan köyünden



